Özbekistan Halk Hareketi

“Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sözlerini âli tutar, fiiliyata dökerdi..”

“Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sözlerini âli tutar, fiiliyata dökerdi..”
16 Kasım 2014 - 5:32 'de eklendi ve 1085 kez görüntülendi.

2(Hekime Aidin Salih’in son günleri hakkında)

Göçtü koca çınarımız… Evimizin direği, gönül alıcı, ara bulucu, affedici annemiz. Kökleri olgunluğun zirvesinde idi. Meyveleri tatlı, dalları uzun ve feyizli… İmanın zirvesinde gitti bu dünyadan. Görev bitti, nefes dindi. Sağ tarafına yönelmiş, biz dahi bilemedik, sessiz sedasız veda etti.

Ölmeden birkaç gün evvel belli ki başka alemde, kaldırmış ellerini yukarıya ‘al beni’ diyordu. Kefeni hazır, havlusu hazır, demiri hazır. Gül kurusu hazır, tütsüsü hazır… Hayatı örnek olduğu kadar, ölümü de örnek olacaktı.

Güzel Aidin annem. Hep savunduğu dava üzere yumdu gözlerini bu fâni aleme. ‘Neden yemek yemediğimi anlıyorsun değil mi’ dedi bir gün. ‘Aç ölmek için… Rabbe aç kavuşmak için.’ Aç kavuştu Aidin annem Rabbine. Oruç tuttuğu 10. gününde defnedildi. İnşaallah kabrinde iftarını etti.

Son üç gün su da içemedi. Umut ediyorum, susuz kaldığı bu Kerbela yangınını kabri başındaki çeşmenin arkasına yazılmış olan şu ayet-i kerime söndürdü: “Rableri onlara tertemiz bir içecek verir” (İnsan Suresi, 21. Ayet)
Birde uykusuz vefat etti Aidin annem. Kaç gün kaç gece uyuyamamış, ağır imtihanlara sabretmiş, Allah’tan razı olmuştu. Tam riyazet içinde, işin özünde, nefsin mağlubiyetinde, mertebeler katetmiş olan ruhun âliyesinde vefat etti gitti ebedi ziyafet meskenine.

Bir gün rahatsızlığı artmışken ‘Şehit olmayı çok istedim, olmadı’ dedi. 3 halife de şehit olmuştu. Hz. Ebu Bekir (r.a.) ise yatağında vefat etmişti. Çünkü o zaten Sıddık’tı, şehadetten de öte Sıdk makamında idi. Bende aczim ve fakrim ile, Allah’a beslediğim hüsn-ü zan ile diyorum ki, inşallah Aidin annem de bu devrin sıdk makamına erdi.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sözlerini âli tutar, fiiliyata dökerdi. Sadıka idi. Nice mümin sıfatlarına şahit oldum. En güzellerinden biri de israfı çok kerih görmesi idi. Müsrifliğe karşı açık tavır takınır, kızardı. Sağlığında Kur’an okur, rahatsızken Kur’an dinler, bazı ayetlerde ağlar, bugün yaşadıklarımıza dair misaller getirirdi.

Yıllar önce yakın bir dostu kefen hediye etmişti kendisine. Vefat ettiğinde ölçtüler, biçtiler, bu kefen kısa gelir, olmaz dediler. Kurumuştu canım Aidin annem, küçülmüştü. Zerre kadar dünyalık almamıştı yanına. Bilemediler ki kefeni artacaktı bile. Rabbim biliyordu, bildiği için de yıllar önce ona kısa kefen saklamak nasip olmuştu. Gül kurularını serptiğimizde kefenine, bir gelin gibiydi. Kefenler içinde öyle düzgün yatıyordu ki, belli ki sabredip selamete ermişti. Sebat timsali idi cesedi.

Hepimiz onu narin bir Elif’e benzettik o an.

Rabbi huzurunda hâlâ kulluk vazifesini elden bırakmadığı çok aşikar idi. Tertemiz kavuştu Rabbine, ehli de buna şahit. İnanıyorum ki Rabbim de buna şahit.

Şimdi hanemizde derin bir hüzün, koca bir boşluk… Yeri dolmaz asla. Yumuşacık nasihatleri, son günlerine kadar ‘canım’ diye, ‘kızım’ diye hitap edişi unutulmaz asla. Ruhunu yansıttığı, hakkını gözettiği, zikirle ekip diktiği, çok sevdiği bahçesi tekrar ihya olur mu acaba? Boynu bükük kalan gonca gülleri bizden şikâyetçi olur mu acaba?

Evet, Aidin annem gerçek bir alime idi, mücahide bir kadın idi. Bir o kadar da şefkatli merhametli, anne yerine seve seve koyduğum kayınvalidem idi. Allah rahmet eylesin. İnna lillahi wa inna ilayhi raciun. Wa inna ila Rabbina munkalibun.

Gelini Hacer Dulkar Salih 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER