Özbekistan Halk Hareketi

ASYA’DA DİKKATİ ÇEKEN BAZI GELİŞMELER…

ASYA’DA DİKKATİ ÇEKEN BAZI GELİŞMELER…
08 Nisan 2012 - 9:41 'de eklendi ve 760 kez görüntülendi.

Asya’da son dönemde, Afganistan ve Pakistan konusunda enerji faktörü üzerinden mesafe alınmak istendiğinin düşünülmesine neden olan gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerden bir tanesi, Özbek Yönetiminin, Tacikistan’a sattığı doğalgazı kesme ihtimalinin konuşulmasıdır. Gerekçe olarak, Özbekistan’ın Çin’e yönelik doğal gaz taahhüdünü yerine getirmek istemesi ileri sürülmektedir.

Özbekistan’ın, gerek Çin ile, gerekse Tacikistan ile imzaladığı doğalgaz satışına ilişkin anlaşmaların içeriği bilinmemektedir. Ancak bilinen, Tacikistan’ın ve Çin’in doğalgaza ihtiyacı bulunduğu, Özbekistan’ın da bu ihtiyaçları karşılayabilecek ülke konumunda olduğudur.

2011 yılı rakamları ile, Çin’in ithal ettiği doğalgazın toplam miktarı, yaklaşık 30 milyar metreküp’tür. 2009 yılı rakamları ile Özbekistan’ın toplam doğal gaz ihracatı ise, 15.2 milyar metreküp’tür. Bu rakamların anlamı, doğal gaz ihracatının tamamı Çin’e yönelik olsa bile, Özbekistan’ın, Çin’in doğalgaz ihtiyacının ancak yarısını karşılayabilecek bir ihracat potansiyeline sahip olduğudur. 2009 rakamları ile Tacikistan’ın toplam doğalgaz ithalatı ise, sadece 189 milyon metreküptür. Tacikistan’ın toplam doğal gaz ithalatına ilişkin bu rakam, Çin’in toplam doğalgaz ithalatının ve Özbekistan’ın toplam doğalgaz ihracatının yanında oldukça küçük, adeta sembolik, kalmaktadır. Tacikistan’ın toplam doğalgaz ithalatı oldukça düşüktür. Bu konuda dikkati çeken iki husus daha vardır. Bunlardan bir tanesi, Özbekistan’ın Tacikistan’a sattığı doğalgazın fiyatının oldukça yüksek olduğunun ileri sürülmesi; diğeri de, Özbekistan ile Tacikistan’ın komşu olduğu, Tacikistan’ın Çin ile Özbekistan arasında yer aldığı ve bu coğrafi konumlamanın Tacikistan’a Çin’e yönelik Özbek doğal gazı ihracatına müdahale etme avantajı sunmasına rağmen Özbek Yönetiminin bunu önemsememesidir.

Dostluk ve iyi komşuluk ilkesi, uluslararası ilişkilerin evrensel ilkelerinden olup, BM Şartında da ifadesini bulmuş bir ilkedir. Özbekistan’ın Tacikistan’a sattığı doğalgazın miktarı Özbekistan’ın toplam doğalgaz ihracatının yanında fazla anlamlı olmamasına ve satış fiyatı oldukça yüksek olmasına rağmen, Özbek Yönetiminin Tacikistan’a verdiği doğalgazı kesmesi, bu ilkenin göz ardı edildiği algılamasına yol açma suretiyle, Özbekistan-Tacikistan ilişkilerine zarar verme ihtimali yüksektir. Eğer Özbekistan’ın bu yaklaşımının arkasında Taşken-Pekin ittifakı düşüncesinin olduğu kabul edilir ve ABD’nin Çin’i çevreleme politikası hatırlanacak olursa; Özbekistan’ın Tacikistan’a verdiği gazı kesmesinin, hem Duşanbe Yönetimini ABD’ye iteceğini, hem de ABD’nin Tacikistan üzerinde söz konusu doğal gaz sevkiyatına bir şekilde engellemeye yönelik çabalara zemin oluşturacağı düşünülmektedir. Çünkü ABD’nin çevreleme politikası Çin’i baskı altına almayı ve kontrol etmeyi öngörmekte olup, enerjinin buna aracılık etme işlevi çok yüksektir.

Geçtiğimiz hafta içinde (26-27 Mart 2012), Tacikistan’da, yaklaşık 46 ülkeden ve 30 uluslararası kuruluştan temsilcilerin katıldığı, Afganistan Bölgesel Ekonomik İşbirliği Konferansı (RECCA-V) yapılmıştır. Bu konferansta; Afganistan’ın kalkındırılması, ülkede barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanması, Afganistan’ın ekonomik potansiyelinin ve doğal kaynaklarının tanıtılması, bölgesel işbirliğinin ve ticaretin artırılması konularında görüş alışverişinde bulunulmuştur. Afganistan’daki ABD varlığı ve RECCA-V’in gündemi dikkate alındığında; konferansın, Tacikistan’ın bölgede ABD’ye müzahir bir çizgide bulunduğuna işaret ettiği akla gelmektedir. Bu noktada, gerek Çin’e, gerekse Afganistan’a komşu olmasının da, Tacikistan-ABD ilişkilerindeki yakınlaşmayı içten içe teşvik ettiğini söylemek mümkündür. Buradan hareketle, Özbekistan’ın Tacikistan’a verdiği gazı kesmesinin, Merkezi Asya’nın bu bölgesindeki yeni dengeler ile ilgili olduğu; bölgede, Özbekistan Çin’e kayarken, Tacikistan’ın da ABD’ye kaydığı bir tabloda kendisini göstermiş olabileceği; Özbekistan’ın Tacikistan’a verdiği doğalgazı kesmesinin bunlarla ilişkilendirilebileceği düşünülmektedir.

Ancak RECCA-V için Tacikistan’da bulunan İran Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad ile Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin, ev sahibi Tacikistan’ın Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ile bir araya gelerek,  Çin ve Kırgızistan’dan başlayıp, Tacikistan ve Afganistan üzerinden İran’a uzanan demiryolu projesinin hızlandırılmasını öngören mutabakat belgesini imzalamış olmaları karşısında, bu konuda, oldukça farklı, başka bir anlam yüklemesi daha yapmak da mümkündür. Bu anlam yüklemesine geçmeden önce, söz konusu demiryolu projesinin özellikle enerji taşımacılığında kullanılacağını, projenin Özbekistan’ın bölgesel enerji pazarındaki konumunu tehdit edeceğini, Tacikistan’ın bu projede “kilit” ülke konumunda bulunduğunu, projenin enerjiye ilişkin Çin pazarında Özbekistan ile İran’ı karşı karşıya getireceğini, gerçekleşmesi halinde projenin Çin ile İran arasında esasen mevcut olan yakın ilişkileri daha da güçlendireceğini, hem ABD’nin hem de Özbekistan’ın Çin-İran yakınlaşmasındaki bu muhtemel ilerlemeden ciddi şekilde rahatsız olacağını görmek gerekir. Bu tespitlere bağlı olarak, Özbekistan’ın Tacikistan’a verdiği doğal gazı kesmesinin, hem Taşkent Yönetiminin Tacikistan’ın bu projeye müzahir olmasından duyduğu rahatsızlık ile açıklanabileceğini, hem de bu rahatsızlığın Washington Yönetimi tarafından da paylaşılabilecek bir rahatsızlık olacağını söylemek mümkündür. Bu farklı anlam yüklemesi nedeniyle, önceki paragrafta ileri sürülen Özbekistan-Çin ve Tacikistan-ABD yakınlaşması (gruplaşması) anlamına yitirecek ve belirtilen nedenlerden dolayı bir Özbekistan-ABD yakınlaşmasından söz edilmesi de gerekecektir.

Özbekistan’ın Tacikistan’a verdiği doğal gazı kesmesi konusuna bu denli farklı anlamlar yüklenebilmesi, Merkezi Asya’nın bu bölgesinde ve Afganistan’da ciddi bir belirsizliğin ve güvensizliğin bulunduğu anlamına gelmektedir. Bu da, önümüzdeki dönemde en çok ABD’yi ve sonra da Rusya’yı bölgede sıkıntıya sokacak gibidir. Özellikle ABD, Afganistan konusunda diken üstünde olmaya devam edecek gibi gözükmektedir. Ancak ABD açısından, konu, sadece Afganistan ile ilgili olarak kalmayacaktır. Çin’in artan bir şekilde Türkmen ve Özbek doğalgazı alması, ABD’nin Asya’nın doğusundaki ve güneydoğusundaki artan varlığının Çin nezdindeki etkisini azaltacak ve bu durum ABD’nin Çin’i çevreleme politikasına zarar verecektir. Bunun içindir ki, ABD açısından, konunun, en az Afganistan kadar,  Merkezi Asya’nın enerji üreticisi ülkeleri ile ilgili hale geleceği düşünülmektedir. Ve bu noktada, ABD’nin enerji üreticisi bölge ülkelerine yönelmesi, piyasa koşullarında enerji üreticisi Rusya’nın da işine geleceği için, Moskova’nın da örtülü olarak Washington’un yanında yer alabileceği değerlendirilmektedir.

 

Asya ile ilgili olarak dikkati çeken bir diğer önemli gelişme de, Pakistan’da yaşanan yine enerji ile ilgili artan sıkıntıdır. Sıcak iklim koşulları ve 190 milyonu aşan kalabalık nüfusu nedeniyle, ülkenin enerji ihtiyacı giderek artmaktadır. 2010 yılı rakamları ile, günde 64.950 varil petrol üreten ülkenin, günlük petrol tüketimi 410 bin varilin üzerinde olup, aradaki fark ithalat yoluyla karşılanmakta; hem ithal edilen petrol miktarının her gün biraz daha artması, hem de yüksek seyreden petrol fiyatları, İslamabad Yönetimi üzerinde artan bir baskıya yol açmaktadır.

Enerji açığının % 40’lar seviyesine gelmiş olması, Pakistan’ın çok ciddi bir enerji sorunu ile karşı karşıya olduğuna işaret etmektedir. Enerjideki bu durum, ekonomik, politik ve güvenlik açılarından, bağlı yansımalara neden olmaktadır. Komşusu İran’ın enerji üreticisi bir ülke olmasına rağmen, hem uluslararası toplumun bu ülkeye uyguladığı yaptırım, hem de İran ile yakınlaşmasının içeride ve dışarıda yol açacağı riskler, Pakistan Yönetiminin elini-kolunu bağlamaktadır.

Pakistan Yönetiminin, enerji ihtiyacını karşılamak için, İran dışında, Orta Doğu’daki diğer petrol üreticisi Arap ülkelerine yönelebileceği düşünülebilir. Ancak, bu ülkeler de, genelde Washington Yönetiminin etkisinde hareket etmektedirler ve Pakistan-ABD ilişkileri oldukça sıkıntılı bir süreçten geçmektedir.

Pakistan, ABD’nin Afganistan’da yürüttüğü askeri operasyon için ülkesini ABD’ye açmış; ancak bugün gelinen noktada, bir taraftan ABD’nin Pakistan’ı Afganistan’daki direnişçilere barınma imkanı ve kolaylık sağlamakla, diğer taraftan Pakistan’ın da ABD’yi ülkesinde kendisine haber vermeden askeri operasyon düzenlemek, askeri personelini ve sivil halkı öldürmekle suçladığı gergin bir atmosfer ortaya çıkmıştır. ABD, Afganistan için bir çekilme takvimi açıklamış olmasına ve bu takvim Pakistan’daki ABD askeri varlığı için de kaçınılmaz olarak benzeri bir anlamı ifade edecek olmasına rağmen; İslamabad Yönetimi açıkça ve doğrudan sıkça söylemese de, ABD’nin Pakistan’dan bir an evvel çıkmasını şiddetle arzu etmekte ve özellikle Pakistan kamuoyundan İslamabad Yönetimine bu yönde ciddi ve artan bir baskının gelmektedir. Bu durumun Pakistan Ordusunda ifadesini bulmuş olması ve Pakistan Ordusundaki ABD’ye müzahir tablonun Çin lehine değişmeye başladığının ileri sürülmesi, oldukça dikkat çekici bir durumdur.

Bu tabloya rağmen, Afganistan’da yürütülen operasyon nedeniyle, ABD’nin Pakistan’a ve Pakistan ile yakın olmaya ihtiyacı vardır.

Ayrıca, gerek ABD’nin Güney Asya’da izlemekte olduğu siyaset nedeniyle, gerekse bölgesel dengelerdeki ciddi değişimler nedeniyle, ABD’nin Pakistan’a sırtını dönmesi demek, Pakistan-Çin ilişkilerinin süratli bir gelişim göstermesine neden olacaktır. Bunun da, en az Afganistan operasyonu kadar,   ABD’nin Pakistan’a olan ihtiyacı üzerinde belirleyici olduğu değerlendirilmektedir. Yine bu noktada, Pakistan’ın ABD’ye, Çin’in Afganistan’daki varlığını kontrol etme imkanı verdiği de düşünülmektedir.

Böyle bir tabloda, artan enerji ihtiyacının, Pakistan’ın ABD’nin kontrol alanı içinde kalmasına aracılık ettiği düşünülmektedir.

Ancak, enerji kartını kullanarak, ABD’nin Afganistan konusunda Pakistan’dan yararlanmayı ve Pakistan’ı Çin’den uzak tutmayı fazla sürdürmeyeceği değerlendirilmektedir. ABD’nin Asya’ya yönelişinden ve Çin’i çevreleme politikası izlemesinden Hindistan’ın kendisi için çıkaracağı anlamların, Pakistan’ın Washington Yönetimi ile yollarını süratle ayırmasına yol açma potansiyelini içerdiği düşünülmektedir. Yeni Delhi Yönetiminin çıkaracağı anlamlara bağlı olarak gündeme gelebilecek muhtemel bir Hindistan-Çin yakınlaşması, aradaki ciddi sorunlara rağmen, Pakistan açısından böyle bir yönelişe yol açabilecektir. Geçtiğimiz Kasım (2011) ayında, Maldivler’de, Pakistan Başbakanı Gilani’nin Hindistan Başbakanı Singh ile bir araya gelmesinden sonra, geçtiğimiz günlerde de bu kez Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’nin Hindistan’ı ziyaret etmesi ve Zerdari’nin ziyaretinin 2005 yılından bu yana Hindistan’a yapılmış ilk üst düzey ziyaret olması, söz konusu potansiyelin varlığına işaret eden önemli bir gelişmedir.

Bunun da, yine önümüzdeki dönemde ABD’nin Afganistan’da kendisini diken üzerinde hissetmesine neden olacağı ve Washington-Moskova yakınlaşmasını besleyeceği düşünülmektedir. (ascmer/06 Nisan 2012)

www.ascmer.org

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER