Özbekistan Halk Hareketi

Rizede “Gerçek Tıp” Konferansı

Rizede “Gerçek Tıp” Konferansı
02 Nisan 2017 - 13:10 'de eklendi ve 978 kez görüntülendi.

NHI İstanbul Doğal Sağlık Enstitüsü tarafından düzenlenen Gerçek Tıp Konferansları 2013 Etkinliklerini sürdürüyor. Konya, Ankara ve Bursa Konferanslarının ardından Dr. Aidin Salih Hanımefendi 28-29 Nisan’da Rize’de Gerçek Tıp ilgilileriyle buluştu.

Programın açılışında bir konuşma yapan Çayeli Belediye Başkanı Rıza Çakır şunları söyledi; “Değerli hocamızın aranıp da bulunamayan, ihtiyaç duyduğumuzda randevu istesek belki de ulaşma imkânı bulamayacağımız, dünya çapında bir değer olduğuna inanıyoruz. Kendisini çok sevdik. Kendileri bugün bize dünyanın en önemli hazinelerinden olan  sağlıkla ilgili çok değerli bilgiler verecek.  Davetimizi kırmayıp kabul ettikleri için sizler adına kendilerine teşekkür ediyorum.

Aidin Salih: “Tıp inanca dayalı bir sistemdir. Çağdaş tıp hiçbir inanca dayalı olmadığı için – temelsiz bir sistemdir.

Kıymetli kardeşlerim, bugün sizlere hastalıktan, sağlıktan, Sünnet ve Kuran ışığında tedaviden bahsedeceğiz.

İbni Sina hastalık sebeplerini 2 madde ile özetliyor;

1.Fazla yemek

2.Yemek üstüne yemek yemek.

Paygemberimiz “Benden sonra ümmetimden en korktugum şey – çok yemektir” buyurulmuştur. Hz. Aişe, Peygamber Efendimizin vefatından sonra ilk  ortaya çıkan bidatın fazla yemek olduğunu söyledi.

Fazla yemek beraberinde haram yemeyi de getirebiliyor. “Haram lokma yediğinde, 40 gün ibadetleri kabul olunmaz” buyuruyor Peygamber Efendimiz. Peki haram gıda neden ibadetlere mani oluyor? Bunu anlamak için hazım sisteminin nasıl çalıştığını bilmek gerekir. Hazım 4 basamaklıdır.

1.Hazım ağız, mide ve bağırsaklarda;
2.Hazım karaciğerde;
3.Hazım kanda
4.Hazım hücrelerde, mitokondriyelerde gerçekleşir.
5.hazımda, mitokondriyelerde gıdadan enerji üretir. Tasavvuf alimler buna zikir denir. Haram (negatif) besinler hücrede negatif enerji (zikir) üretimine sebep olur. 40 gün boyunca, yani haram hücreyi terkedilince ve hücre kendisini yenileyene kadar bu durum devam eder. Bu sebeble İslam’da haram ve helal gıda üzerinde bu kadar titizlikle durulmuştur. Büyüklerimiz “Önce yemeyi öğren, sonra marifetten bahset” diyerek yemenin önemine vurgu yapmış ve yemek adaplarından bahsetmişlerdir. Yemenin ilk farzları şöyledir;
6.Yemeğin kaynağını, nereden geldiğini, nasıl üretildiğini ve içerdiği melzemeleri araştırmaktır.
7.İkinci farz ise besmele çekmektir. Yemeğin temiz ve helal olduğundan emin olduktan sonra besmele çekilir.

Şüpheli gıda üzerine, nerden geldiğini araştırmadığınız gıdanın üzerine besmele çekilmez. Bu Allah’la alay etmektir. Böyle bir durumda ancak estağfirullah denebilir. Bu gün kim bu adımları sırasıyla yerine getiriyor? Bu durumu hocalara sorduğumuzda bize “Halkı korkutmayın, besmele çekip yesinler” diyorlar. Bu açık bir basiretsizlik ve akılsızlık örneğidir.

Total akılsızlıktan bas edince, kusuruma bakmayın. Çevrenize bakın, sanki bütün dünya halkı delilik deryasinden içtı. Aranızda kimler antidepresan veya stimülanler kullandı veya kullanıyor? Hemen-hemen her kez. 20 yıl önce hep kadınlarda ruh problemleri ve tiroid problemleri görünürdü. Bugün erkekler de aynı problemlere maruz kaldı. Hastalıklar hızla artıyor ve hastalık yaşı gittikçe düşüyor. Anne karnındaki bebekler bile böbrek taşı, katarakt, tiroid ve nörolojik hastalıklarıyla  dünyaya geliyor. Doğum normal yolla gerçekleşemiyor, kadınlar sezaryanla alınıyor. Kadınlar “sezaryen ile doğum yaptım” diyorlar. Hemen düzeltiyorum, “Siz Doğum yapmadınız, bebeği ameliyetle aldırdınız, miyom veya kist gibi. Doğumda kadın tüm günahlarından arınıyor. Günahlar ağaç yaprakları gibi nasıl düşüyor – evinde, yalnız doğum yapan kadınlar  bilirler ” diyorum, şaşırıyorlar. Demek istediğimi sadece beslenmeyi düzelttikten ve açlıklar yaptıktan sonra anlıyorlar. ……

Aklımızı kademeli olarak kaybediyoruz. Bakın, hayatın ilk anından beri neslimize nasıl korkunç zarar veriyoruz. Daterjen, vücut bakım ürünü, parfüm,tıbbı ılaç, katkılı yiyecek-içecekler kullanan kadınların çocukları anne rahminde genetik değişimlere maruz kalıyor, fiziksel (özellikle cinsel) ve ruhsal gelişim süreçleri bozuluyor. Kullanan detarjen ve parfüm yakıcı maddeleri kanda dolaştığı ve ssüte geçtiği için çocukları anne sütünü emmiyor. Cennet misali anne rahminden dünyaya gelen bebekler için bu kimyasallar, bu kokular ne kadar dayanılmaz düşünün. Ne zalim anneler!

DDT, deterjanlar ve tıbbi ilaçlar nedeniyle anne sütü yok oldu veya üretimini azaldı. Bebeklere sentetik süt tozu içeren  katkılı mamalar gıda olarak verildi. Süt tozu keskin bir bıçak gibi bebeklerin narin böbreklerini doğruyor. Böbrekler gelişemiyor, bu faaliyat kapasitesi duşuk ve kronik böbrek yetmezliğine sebep oluşturuyor.  Bu çocuklar gençlik ve orta yaş döneminde böbrek hastası oluyor. Etrafınıza bakın, neden bu kadar çok diyaliz merkezi var hiç düşündünüz mü? GDO, sentetik proteinler ve katkı maddeler bugün marketlerdeki tüm ürünlerde mevcuttur. Bu GDO ‘lu, sentetik proteinli ve katkılı ürünler besin  olmadığı için böbrekler bozduğu gibi, dokularda birikinti çoğaltır, damarları tıkar, tüm sağlık problemlere yol oçar.

Çevremizi dört bir yandan kuşatan zararlı ürünlere bir bakalım.  Biliyoruz ki 18 bin alem insane hizmet için yaratıldı. Mikroplar da bu alemin önemli bir parçası. Mikroplar bağışıklık sistemini %80 . Saç tellerin arasında yaşayan bakteriler saç temizliği, parlaklığı ve uzamasını sağlar, sağlığını korur. Kullanan şampuan bu canlıları öldürür ve saçların cansızlığına, kirlenmesine, hastalanmasına ve dökülmesine sebep olur. Ayrıca bağımlığı oluşturur.

Aklımızı kaybettiğimizin bir başka örneği ise, organik madderi  çözüp eriten detarjanları hiç düşünmeden kullanıyor olmamız. Detarcanler kirleri nasıl eritiyorsa beyin dokularını da aynı şekilde eritir. Kan dolaşımına karışır. Bütün dokulara, özellikle beyin ve üreme organların dokulara zarar verir. Nörolojik hastalıklara, yumurta ve spermlerinin genetik değişimine ve ölmesine sebep olur. Aklımızı kaybettiğimiz gibi neslimizi de kaybediyoruz. Bir de üzerine tüp bebek yöntemleriyle ‘bebek yapmaya’ çalışıyor hatamızı katmenliyoruz.

Yine bizi yaratan, alemlerin Rabbi bize temizlik için su ve toprak kullanın diye emrederken biz buna da inanmıyoruz.

Yağlar konusunda da kandırıldık. Hidrojenize edilmiş, plastikten bir molekül farklı marğarinler, mısır yağı, ayçıçek yağı,  fındık yağı diyerek motor yağlarına benzar mutfaklarımıza soktuk. Hidrojenize yağlar vücuda girdiğinde plastik gibi doku ve damarlarda tutuluyor. Tüm ifrazatlar da, dışkı da yapış yapış oluyor. O zaman deterjan kullanmaya mecbur kalıyoruz.

Allah sizi hiç bir şeye muhtaç kılmadı, yalnız kendisine muhtaç kıldı. Gıdalarda bile ihtiyaç o kadar az ki, insan bir ömür sadece gerçek ekmek ve su ile sağlıklı yaşayabilir. Bunları anlattığımız zaman insanlar ama doktorlar günde 3 litre su içmeyi, 6 öğün yemek yemeyi tavsiye ediyor diyorlar. Peki Peygamber Efendimiz ne tavsiye ediyor? Ben size hatırlatayım; Peygamber Efendimiz günde 2 öğünden fazla yemek israftır diyor.

İnsan sadece sünnetleri yaşayarak mutlu, akıllı ve sağlıklı olabilir. Sağlığa yol basittir.  Beslenmeyi düzeltin, yemeyi azaltın, öğünlerin arasını açın, katkılı gıda yemeyin, sentetik parfüm, vücut bakımı ürünler, detarjenler ve benzer kimyasalları ve tıbbi ilaçları kullanmayın; açlık orucu tutun, hajamat ve sülük uygulayın –  hepsi bu.

Müslüman bir sıkıntı karşılaştığı zaman, doktora değil, dua, namaza, zikre yönelir. Ama bugün psikolojik ve ruhsal problemler, tiroid ve pankreas hastalıklar ve daha birçok durum kokular hayatımızda oldukça iyileşmek mümkün değil.

Bütün kokulu ürünler içinde bulunan parfümler sentetik feromonlar içerir. Feromonlar insan, bitki ve hayvanlarda iletişimi sağlamak amaçlayan  cinsel hormonlardır. Her kıl dibinde, özellikle saç diplerinde, burun dibinde ve üst dudak, koltuk altında, kasıklar ve anüs çevresinde feromonlar üretilir. Bu hormonlar günümüzde DNA rekombinant yöntemi ile laboratuvarlarda elde edilir. DNA rekombinant yönteminde, mikrob, virüs yani sıra domuz ve maymun DNA parçaları kullanılır. Bugün aynı yöntemle aşı, vitaminler, enzimler, hormonlar, feromonlar, proteinler özellikle süt ve et proteinleri, gıda katkı maddeleri üretilir.

Maide suresi 60. Ayette Allah Cenabı Hak maymunlaşan ve domuzlaşan kişilerden bahsediyor. Bu kişiler yahudiler veya hristiyanlar olamaz, çünkü yahudi Allahın lanetin, hristiyanlar apaçık şirkdedirler. Allahın onlarla işi yok. Allah’ın işi  biz müslümanlar ile. Bu biz, her gün 40 defa “iyyakenağbudu ve iyyakenastain” diyor fakat bununla amel etmiyoruz. Yalan söylüyoruz.  Bu biz, bizi domuzlaşan ve maymunlaşan katkılı yiyecekler-içecekler, parfümler, aşı, tıbbi ilaçlar, vitaminler, nano gübreleri kullanıyoruz. Bu katkı maddeler, vitaminler, aşılar, tıbbi ilaçlar ve  parfümdeki feromonların işlendiği DNA parçaları vücuduna girdiğinde bizim DNA’mız ile bütünleşir. Bize domuz, maymun sıfatları kazandırır. DNA maddesi kalıcı, hiç bir şartta yok olmayan bir maddedir. Bozulmadan kıyamete kadar kalır.

Tüm bu tuzakları anlamak ve hatalardan kurtulmak için açlık yapmak gerekir.  Açlık vücuttaki haramı yakar, haram ve şüpheli lokmayı tanımayı ve ondan sakınmayı sağlar. Hz. Ömer bir gün oğlunun evine gitti ve sofrasında yemeye oturdu. Ağzına bir lokma yemek aldıktan sonra onu çıkardı ve “ Bu yemekte, yemeğin etini değil, başka etin yağını tadı aldım” dedi. Oğlu da bunu doğruladı. Hz. Ömer yemeyi yemedi ve Hz. Muhammed de böyle bir yemeği hiç zaman yemediğini söyledi. Siz de açlıktan sonra haram – helal, hayır-şer tanıma hassasiyeti kazanabilirsiniz. Bu çok büyük, dünya hayatınızı şekillendiren bir kazançdır.

Kardeşlerim, çoğunuzu daha önce görmedim, belki bundan sonra da tekrar görmeyeceğim. Ancak sizin için olan vazifemi yerine getirdim ve bildiğim hakikatleri anlattım. Sonunda söylemek istiyorum “Sağlıklı almak yürümek gibi kolaydır.  Ama sağlığı geri kazanmak ve sağlığı koruyabilmek için harama dikkatli ve şuurlu olmalısınız. Bu durum sadece açlık ile elde edilebilir. Mutlaka açlıkları yapın ve aklınız geri kazandırın!”

Nisan 2013

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER