Özbekistan Halk Hareketi

“Gerçek Tıp” ile tanışıp şifa bulma hikâyesi

“Gerçek Tıp” ile tanışıp şifa bulma hikâyesi
06 Mayıs 2018 - 22:35 'de eklendi ve 2455 kez görüntülendi.

NASIL ÖLDÜM – NASIL DİRİLDİM
MODERN TIP CELLADIM – YİTİK TIP KAHRAMANIM
KISIR KALDIM BUNALIMA GİRDİM YA ŞİMDİ ?
ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK – CANLI BİR NUMUNEYİM

Bizleri hastalıklarla imtihan eden, onlara sabrettiren, onlarla ecrimizi artıran ve günahlarımıza kefaret eyleyen, yine hastalıklarımız ile birçok hususa müdrik olmamızı sağlayan çekilen çileler neticesinde bizleri güzel bir numune kılan Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.

Bizleri görmeden de seven, bizim derdimizle dertlenen, Kuran pusulasını nasıl okuyacağımızı öğreten ve bize sünneti ile doğru yolu gösteren , her konuda eşsiz bir emsal kıymeti paha biçilemez bir numune olan Peygamber Efendimize ailesine ashabına ve yolundan gidenlere sonsuz salat ve selam olsun.

Bizlere hak ile batılı gösteren, şuurlu Müslüman şahsiyetli Müslüman nasıl olur öğreten Cennet mekan Erbakan hocamıza ve rahmeti rahmana kavuşmuş tüm dava arkadaşlarına Allah rahmet eylesin. Kabirlerini geniş mekanlarını Cennet eylesin. Efendimize komşu eylesin.

Modern tıp denilen katil organizasyonun karşısında ilmiyle ve ameliyle dimdik duran ve bizlere yitirdiğimiz şifayı gösteren Aiden Salih hanımefendiye de Allah rahmet eylesin kabrini geniş mekanını cennet eylesin kendisini Hz. Aişe annemize komşu eylesin.

Hastalığım sırasında tanıdığım tanımadığım ama benim için üzülen dua eden tüm herkese, dualarını esirgemeyen Lütfi Doğan hocama, ibadetlerimi hakkıyla yerine getirmemde hem bire bir hem de hastalık ilmihali kitabıyla ve de duasıyla yanımda olan ilmiyle amil kıymetli Ali Küçüker hocama teşekkürü bir borç bilirim. Allah hepsinden razı olsun.Tedavim esnasında benimle birlikte olan maddi manevi her türlü desteği veren dostlarıma, akrabalarıma ve hassaten anne babama ve kardeşlerime, iki cihan saadetim eşime ve hali hazırda tek sermayem cennet meyvem kızım Elif’e sonsuz teşekkürlerimi arz ederim.

Yine tedavim esnasında bana birçok şeyi öğreten, gösteren Üzeyir Kaya kardeşime ve özellikle de Abdullah Kaya abime bir kez daha teşekkür eder bu vesile ile merhum babaları İlyas Kaya amcaya da Rabbimin sonsuz rahmetini niyaz ederim.

Tek bir başlık bulamadığım yaşanılmış bu gerçek hikayemi sizlerle paylaşırken yazı her ne kadar uzun da olsa sabırla okumanızı tavsiye ederim. Bazen tek satır bile bizi şifaya götürebilir. Rabbimden bütün hastalarımıza acil şifalar dilerken yakınlarına da sabrı cemil niyaz ederim.

HASTALIK! SÜRECİ
BAŞLANGIÇ / YANLIŞ TANI – YANLIŞ TEDAVİ

2010 yılı Ocak ayı ile ağzımda ve kafamda yaralar çıkmaya başladı. Önce önemsemediğim yaralar artınca eşimin ısrarı ile Mart ayının başında aile hekimine gittim. Hekimin tanısı ise “stres ve sıkıntıdan kaynaklı yaralar” oldu. Tanısı bana göre de doğru idi zira benim için sıkıntılı ve stres dolu zamanlardı. Vermiş olduğu ilaçları alarak kullanmaya başlamıştım ama yaralar iyileşmek bir yana yavaş yavaş daha da fazla artmaya başlamıştı. Ve yeniden eşimin ısrarı üzerine kolaya kaçarak bir kez daha aile hekimime gittim. İlkinin aksine kendi aile hekimimin yapmış olduğu muayene neticesinde acilen cildiyeye gözükmem gerektiğini söylemiş ve bu yaraların kesinlikle stres ve sıkıntıyla alakalı olmadığını başka nedenlerden ötürü olabileceğini kesinlikle zaman kaybetmemi istemişti. Böylece Mayıs ayının ortasında bir üniversite hastanesine giderek hastalığımın doğru tanısını öğrenmiş oldum. Hastalığımın adı bir çok kişinin o neymiş öyle diyerek tepki verdiği birçok kimsenin de telaffuz bile edemediği milyonda bir iki gözüken kanser olmayan ama ölümcül olan, nevi şahsıma münhasır kimliğime de uygun pemfigus vulgaris idi. Bir arkadaşımın tabiri ile “ sen zaten sıradan bir hastalığa yakalansan şaşırırdım”.

Evet artık bol ızdıraplı bol acılı bir pemfigusum vardı. Oradan buradan selam veren büller (su kesecikleri – hani eliniz kızgın demire dokununca çıkan türden), strese dayanamayıp patlayanlar, açılan yaralar, kanayan tenler, acıyan canlar hepsi benim, hepsi benimdi.

Tabi her ne kadar doktor hanım mal bulmuş mağribi gibi sevinse de dışarıdan gelen başka bir doktor hanımla yaşadıkları diyaloga şahit olan ben Çarşamba gününü bahane edip Pazartesi günü gelirim diyerek oradan adeta kaçtım.

Diyalog ne miydi?

Dışarıdan giren doktor hanım “ dışarıda bir amca var kulağında bilmem ne çıkmış ahh muhteşem derslik bir konu hemen yatırmamız lazım öğrenciler incelemeli, yeri ayarladım bi kaç gün tutar göndeririz dedi” içimden yuh dedim. Üstelik beni de ısrarla yatırmak istemeleri rahatsız olmama neden olmuştu.

İnternet doktorluğu ile hastalığımı ve tedavisini daha detaylı öğrenip tedaviyi reddettim. Reddettim reddetmesine ama ailem harala gürele ülke genelinde kaliteli doktor arayışına başladı ve iki ismin bu hususta çok başarılı olduğu ortaya çıktı. Birisi İstanbul diğeri Ankara. Haliyle şehrimizin doktorunu tercih ettik. Üstelik birçok hoca ile yapılan görüşme neticesinde nereye yatarsam yatayım kobay olarak kullanılacağımda aşikardı nitekim öyle de oldu.

6 aylık yanlış tanı yanlış tedavi ve tedavi reddinden sonra kavga gürültü de olsa önce muayenem yapıldı sonra yatış işlemlerim.

1,5 yıllık tedavi serüvenim böylece başladı. Bu süreçte yaklaşık 8.000 evet yaklaşık sekiz bin hap yuttum. 129 şişe ivig aldım. 5 seans plazmaferez yapıldı. Sürülen onca krem solisyon vurulan iğneler alınan serumlar, takviye gıdalar, testler tetkikler, acılar acılar… (aşağıda ilaç kullanımımı detaylı olarak yazdım ilgilenenler aşağıdan okuyabilirler.)

Peki çekilen onca acıdan sonra ne oldu? Tedavim bitmişti yaralarım kapanmıştı. Bu çok güzeldi ama yolunda gitmeyen başka hususlar vardı.

İlaçlar yüzünden dişlerimde çürüme olmuştu ama yaralar yüzünden de tedavi edilemiyordu ve nihayetinde ağrısından duramadığım için önce biri sonra diğeri çekildi.

Anadan doğma çok keskin olan gözlerim hatta doktorun deyimiyle bazı insanlarda kartal gözü diyeceğimiz gözler vardır sizin gözleriniz böyle imiş şimdi normal insanlar gibi görüyorsunuz ama gözlerinizde katarak başlangıcı var. Evet anadan doğma kartal gözlerimin geldiği nokta katarak başlangıcı ve biri 0,75 diğer 0,50 bozulma oranı.

Dizlerimde romatizma başlangıcı ve alerjik astım olmam da yine tedavinin hastalık paketi içerisinde bana hediye olarak verilenler arasında idi.

Gözler, dişler, dizler, ciğerler hadi bayramım mübarek olsun. Keşke bunlarla kalsa idi, ama kalmadı çok beğenilip devamı çekilen korku filmi serisi gibi devamlı başka bir arıza başıma tasallut oluyor hayatın bütün tadını alıp götürüyordu.

Öyle ki artık hastalanıyor ama iyileşemiyordum. Basit bir nezle beni 3 hafta hasta ederken grip 3 ay hasta edebiliyordu. Birazcık soğuk veya eser azıcık hızlı hareket etmem konuşamayacak kadar öksürtüyor ve bütün kışı bu şekilde geçirmeme neden oluyordu. İyileşmem için verilen ilaçları fındık fıstık gibi ağzıma atıyordum ama ne fıstığın tadını alıyor ne fındığın faydasını görüyordum. İyileşmiyordum, iyileşemiyordum.

Tüm bunlar devam ederken doktorların kortizon vücutta en az bir yıl kalır sözüne icaben 1 yıl hatta ihtiyaten 1,5 yıl çocuk düşünmemiş. Sonrasında çok istememize rağmen çocuk sahibi olamamıştık. 2 yıldır devam eden çocuk isteği ve özlemi sabrımı taşırmış eşimin telkinlerini, olur dert etme demelerini bir kenara bırakmış ve hastaneye gitmiştim. Bütün testler yapıldıktan sonra hasta psikolojisi nedir bilmeyen yamyam doktorumdan geldiğim son noktayı öğrenmiştim. Hediye paketimin içinde aslında hiç görmediğim bir paket daha varmış, hem de ne paket. Açılan bu sürpriz yumurtadan paketinden şansıma kısırlık çıkmıştı. Evet ilaçların yan etkileri ile kısır kalmıştım. Daha sonrasında bunun tedavim için kullanılan endoxan hapından kaynaklandığını yine başka bir doktordan öğrenecektim.

O doktoru bırakıp başka bir doktora gittim sonrasında epey nam salmış başka bir doktora. Peki netice hepsinde aynıydı. Sıfır sperm ve kısırlık, üstelik hepsi aynı şeyi söylüyordu tese ameliyatı yapabiliriz ama çok ümitli olma zaten bir kızın varmış hiç olmayanları düşün. Evet bir kızım vardı sağlıklıydım ama yıkım tedavisinden sonra gerçekten yıkılmıştım. Doktorların ünvanı ve ünü fark etmeksizin hepsi aynı şeyleri söylüyordu.

Kısır kalmıştım, hastaydım, iyileşemiyordum. Öyle ki 500mg lık antibiyotikler sabah akşam 1000 mg a çıkmış ama fayda vermeyince aylık 500mg penisilin türevi iğnelere başlanmıştı. Ve kimse aylık iğnelerin haftaya inebileceğini ve hatta 1000 mg çıkmayacağını garanti etmiyordu.

Artık modern denilen köle tıbbını çöpe atmanın zamanı gelmiş geçiyordu. Ölüme dur demek lazımdı, hayat beni çağırıyordu ve gitmem gerekiyordu. Önce bütün testlerimi tekrar yaptırdım. Bozuk kan değerlerimi biliyordum. Sonrasında deneme amaçlı 2 seans 3 günlük su oruçları tuttum ve sülük tedavisine başladım. Bunun yanında da ayda bir kez hacamat olmaya başladım. Vücudumu tanıyor karşılıklı konuşuyorduk. Bana kendinden bahsediyor isteklerini ve şikayetlerini bir bir anlatıyordu. İlk denemem gayet başarılı idi zira devamlı bozulan kan değerlerimde bozulma durmuştu. 1 ay sonra yeniden test yaptırdığımda bozulma açısı daralmaya başlamıştı bunun üzerine yeniden test yapıldı bu testi ben değil doktorum istedi zira bazen laboratuarda hata yapılabiliyormuş. Yapılan yeni testteki aralık daha da daralmıştı. Gerçekten işe yarıyordu. Açlık ve sülük ve hacamat.

Aiden Salih ve yitik tıp olarak bizlere sunduğu gerçek tıp tohumu bizim bahçede filiz veriyor yeşeriyor ve bahçemiz yavaş yavaş gülistana dönüyordu.

Sonra biraz ara verdim ve bir arkadaşımın tavsiye ettiği kolay bir yöntemi denedim. Bu yöntemde vücudum baya bi enerji kazandı ama hiçbir etkisi olmadı üstelik değerlerim hastalık tarihimin en berbat halini aldı. Bunun üzerine eylül ayından başlayarak düzenli olarak su oruçlarımı tutmaya sülüklerimi tutturmaya ve ara arada hacamat yapmaya başladım.

Tüm bunları yaparken düzenli olarak gidip kan veriyor değerlerimi kontrol ediyordum. Değerlerimde düşüşü gördükçe mutlu oluyor tedaviye daha azimli sarılıyordum. Hatta abarttığım zamanlar bile oldu o heyecanla.

Üstelik garip bir şekilde hastalanmıyordum. Eylül ekim kasım, havalar soğuyor ne bir grip ne bir nezle, tek bir öksürük bile yok. Abdest alıp camiye giderken beynim donarken ve hemen kötüleşirken duş alıp sabahın ayazında sokağa çıkıyordum ama vücudum bana mısın demiyordu hasta olmuyordum. Doktorlar şaşkın ben memnun. Size hangi ilacı vermiştik diyen doktor hanıma ilaç vermediniz dediğimde şaşkınlığı bende büyük bir keyfe dönüşüyordu.

Ve su oruçlarının yada başka deyişle açlık oruçlarının her seansında daha da iyileşiyordum, dinçleşiyordum. Her sülük seansında kendimi daha da güçlü hissediyordum.

14 seans yapmam gerekiyordu bu 3 günlük oruçları kendimi esas olan 10 günlük oruca hazırlıyordum. Zira esas temizlenme o zaman olacaktı. Öyle inanıyordum ki çocuğum o zaman olacaktı. Zira 3 günlük oruçlar ile çok sağlıklı olmuş hatta hiç hastalanmamıştım. Öncesinde nasıl sağlıklı ise ve bir kızım var ise 10 günlük oruçtan sonra Allah’ın izni ile kesin bir kez daha baba olacaktım.

İşte tam bunları düşünürken 14 seansı tamamlamış tam da on günlük oruca hazırlanırken eşimin şüphesi üzerinde hastanede bütün testlerimi yeniden yaptırdım.

Sonuçları aldığım gün eşimi arayarak o gün yemeği dışarıda yiyeceğimizi söyledim. Hastaneye yeniden gittiğimi ve testleri yeniden yaptırdığımı bilmiyordu yemek sonrasında sonuç kağıdını masaya koyarak normalde annelerin babalara söylediği sözü bu sefer bir baba anne adayına söylüyordu. Müjdemi isterim anne oluyorsun.

Evet henüz 14 seans bile tamamlanmadan kısırlık sorunu da benim için tarih olmuştu. Modern tıp celladının hunharca kesip attığı sağlık parçalarımı yitirdiğimiz esas tıp ile yerlerine dikmiştim.

Elhamdulillah artık sağlıklıyım, hiç yaram yok, hastalanmıyorum, hastalanır gibi olsam da hemen atlatabiliyorum tek bir hap bile yutmuyorum. Öyle ki baş ağrısı ilacı bile içmiyorum. Çok yakında Allah nasip ederse yavrumu kucağıma alacağım.

Hastalığım tedavim, tedavimin tedavisi, gerçekten iyileşirken yaptığım hatalar ve gerçekler ile çok güzel bir örnek canlı bir numuneyim. Esas tedavi sürecinde yaşadıklarımı inşaAllah daha sonra etraflıca yazacağım.

Bütün kardeşlerimize aslolan tıbba dönmeyi tavsiye eder bütün hastalarımıza acil şifalar dilerim.

Ömer Faruk Özcan

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER