Özbekistan Halk Hareketi

ABD’nin Türkiye’ye karşi yaptirim politikasi

ABD’nin Türkiye’ye karşi yaptirim politikasi
09 Ağustos 2018 - 11:07 'de eklendi ve 266 kez görüntülendi.

ABD’NIN TÜRKIYE’YE YÖNELIK YAPTIRIMLARININ ULUSLARARASI HUKUK BAĞLAMINDA DEĞERLENDIRILMESI

OLIMJON SOBIR

2004 yılında Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te bulunan Dünya Ekonomisi ve Diplomasi Üniversitesi Uluslararası Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayan Olimjon SOBIR, 2009 yılında yüksek lisans derecesini aynı üniversitenin Uluslararası Ticaret Hukuku Bölümü’nde “Dış Ticaretin Devlet Tarafından Düzenlenmesi:

Karşılaştırmalı-Hukuki Analiz” başlıklı teziyle almıştır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) burs programına kabul edilen SOBIR, halihazırda Gazi Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Uluslararası Hukuk, Uluslararası Ekonomi Hukuku ve Uluslararası Sorumluluk gibi konuların yanı sıra Strateji ve Güvenlik konularında da çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Ana dili Özbekçe olan yazar, iyi derecede Türkçe, İngilizce ve Rusça bilmektedir.

(3)

3. ABD’NİN TÜRKİYE’YE KARŞI YAPTIRIM POLİTİKASI

1 Ağustos 2018 tarihinde Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Türkiye’de yargılanmasına devam edilen Amerikalı Papaz Andrew Brunson’ın serbest bırakılmamasını gerekçe göstererek Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yaptırım uygulanacağını açıklamıştır. Sanders yaptığı açıklamada, “Başkan’ın talimatıyla Hazine Bakanlığı, Papaz Brunson’ın tutuklanması ve hapsedilmesinde rol oynayan Türkiye İçişleri ve Adalet Bakanlarına yaptırım getiriyor.” 26 ifadelerini kullanmıştır. Nitekim Bloomberg sitesinin kendi kaynaklarına dayandırdığı haberde de Washington’un Türkiye’deki bazı vatandaşlarının ve diplomatik misyon görevlilerinin hapsedilmesine tepkili olduğu ve bu nedenle de Türk şirketler ve kişilerden oluşan bir ekonomik yaptırım listesi hazırlandığı belirtilmiştir. Ayrıca haberde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığıyla bilinen kişileri hedef alan yaptırımların model olarak benimsendiği de belirtilmiştir.

Şüphesiz gelişen krize Türk basını da geniş çapta yer vermiş ve yayımlanan haberlerde, ABD’nin uygulamaya koyduğu yaptırımlar karşısında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve İyi Parti’nin ortak bir tepki verdiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda partiler, ortak tutumlarını yansıtan bir basın açıklaması yapmış ve açıklamada, “ABD’nin tehditlerine halkımızın ortak dayanışması ve kararlılığı ile “hayır” diyoruz” denilmiştir. Buna ek olarak açıklamada, “Türkiye Hükümeti’nin iki bakanına yönelik ABD’nin yaptırım kararını şiddetle protesto ediyoruz. İcra organının uluslararası mütekabiliyet çerçevesinde gereken karşılığı vermesinin hak olduğunu kamuoyuna duyuruyoruz” 27 ifadeleri kullanılarak mütekabiliyet esasının da altı çizilmiştir.

Konuyla ilgili olarak değerlendirme yapan isimlerden biri de Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’dur. Twitter hesabından açıklama yapan Çavuşoğlu şu mesajı yayınlamıştır: 28

“ABD’nin bakanlarımıza yaptırım uygulamaya kalkması karşılıksız kalmayacaktır. ABD hukuk dışı taleplerini bu yöntemle elde edemeyeceğini idrak etmediği sürece sorunlarımızı çözemeyiz.”

Her ne kadar gündem Brunson’ın tutukluluğu üzerinden şekillense de Türkiye ve ABD arasındaki krizin tek boyutu Papaz Brunson krizi değildir. Gündemdeki kriz başlıklarından bir diğeri de ABD Senatosu tarafından teslimi geciktirilen F-35’ler konusudur. Gelinen nokta ilişkileri birçok alanda etkileyecektir. Başlangıçta daha çok konjonktürel olarak değerlendirilen krizin aslında yapısal mahiyette olduğu ve bu gidişle taraflar açısından beraberinde radikal değişimlere yol açacağı, bu bağlamda eskilerinden çok daha farklı olduğu artık daha bir netlik kazanmış durumda. 29 Bu bağlamda ABD Senatosu, yaptırım kararlarına paralel olarak daha önce komisyondan geçen ve Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının verilmesini yasaklayan yaptırım kararını onaylamıştır. 30 Bu nedenle de konuyu değerlendiren uzmanların, ABD yaptırımlarının gerçek amacının Brunson’ın serbest bırakılması talebinin ötesinde olduğunu ve Beyaz Saray’ın gizli bir gündeminin bulunduğunu öne sürdükleri görülmektedir. Dolayısıyla Brunson davası, buzdağının yalnızca görünen yüzüdür. Zira Ankara ve Washington arasındaki ilişkilerde çok daha derin sorunlar yaşanmaktadır. Ankara’nın Ortadoğu’yla ilgili birçok konuda Rusya ve İran’la yakınlaşması, ABD’nin çıkarlarına ters düşmektedir.

Ankara-Washington hattındaki krizin aşılması hususunda, İsrail ve Körfez’deki petrol monarşilerinin çıkarları da meseleyi zorlaştırmaktadır. Bahse konu olan çıkarlara ilişkin çözüme kavuşturulamayan ve Türkiye-ABD ilişkilerindeki krizi derinleştiren başlıca sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

• Katar’a uygulanan abluka
• İran’ın Suriye’deki rolü ve Ankara-Tahran ilişkileri
• Doğu Akdeniz’deki doğalgaz krizi
• Filistin sorununun nihai çözümü
• Kızıldeniz’in militarize olması

Yukarıda ifade edilen sorunlarda ABD, Suudi Arabistan ve İsrail gibi müttefiklerine yakın bir biçimde konumlanmakta ve Türkiye’nin bölgedeki politikasını yanlış bulmaktadır. Bu durum Trump’ın Türkiye’ye yönelik yaklaşımında iki seçeneği olduğu anlamına gelmektedir. Trump, Ankara’ya “taviz vermek” ya da “baskı uygulamak” arasında bir seçim yapmak durumunda kalmış ve görüldüğü kadarıyla ikinci yolu seçmiştir.

3.1. Türkiye’ye Karşı Yaptırım Kararının Hukuki Dayanağı

ABD Hazine Bakanlığı’nın internet sitesine yayınlanan kararda, söz konusu yaptırımların “Ciddi İnsan Hakları İhlallerine veya Yolsuzluğa Karışan Kişilerin Malını Engellemek” başlıklı 13818 sayılı Başkanlık Kararnamesi’ne dayandırıldığı belirtilmiş 31 ve bu kararnamenin ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarını dayandırdığı Magnitsky Yasası çerçevesinde uygulandığı vurgulanmıştır.

Magnitsky Yasası, ABD’nin insan hakları ihlallerinde bulunduğunu iddia ettiği ülkelerin yetkililerine yaptırım uygulamasının önünü açmaktadır. Bu yasa, ABD’ye dünyanın herhangi bir yerinde, yolsuzluk veya insan hakları ihlallerine karıştığını öne sürdüğü kişi, şirket ve diğer kurumlara karşı karar alma olanağı tanımaktadır. ABD’nin kişilere yönelik uyguladığı yaptırımlarının hukuki dayanağını oluşturan bu yasa, ifade edildiği üzere ABD-Rusya ilişkilerine dayanmaktadır. Rusya’da 230 milyon dolarlık bir yolsuzluk dosyasını inceleyen Rusyalı vergi uzmanı Sergei Magnitsky’nin 2009 yılında hapisteyken şüpheli bir biçimde ölmesi üzerine tesis edilen yasaya “Magnitsky Yasası” adı verilmiştir.” 32

Söz konusu yasa, yaptırımları iki gruba ayırmaktadır. Birincisi, hükümetlere yönelik olan ve tüm ülkeyi kapsayan yaptırımlardır. Yaptırımların ikinci grubu da gerçek ya da tüzel kişilerin yurtdışındaki varlıklarına uygulanan yaptırımlardır. Bu yasa çerçevesinde alınan yaptırım kararları, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından uygulanmaktadır. Ancak uluslararası belgeler açısından bakıldığında, ABD’nin yaptırımlarının Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde belirlenen hukukun evrensel ilkeleriyle örtüşmediği görülmektedir. Zira, çalışmanın birinci bölümünde de belirtildiği üzere ABD’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı yaptırımlar, uluslararası sorumluluk kapsamında değildir. BM Genel Kurulu’nun Küba yaptırımları konusunda aldığı kararlarda olduğu gibi, bu durumda ABD’nin tek taraflı yaptırımları, BM Antlaşması’nda belirtilen egemen eşitliği ve içişlerine müdahale etmeme ilkelerine aykırı düşmektedir.

3.1.1. Türkiye’ye Karşı Yaptırım Kararının “İçişlerine Müdahale Etmeme” İlkesine Aykırılığı

BM Antlaşması’nın 2. maddesinin 4. paragrafı, üye devletlerin başka devletlere karşı herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidinde bulunmasını ve kuvvete başvurmasını yasaklamaktadır. Aynı maddenin 7. paragrafı da devletlerin içişlerine karışmama ilkesini vurgulamaktadır. Ancak antlaşmanın söz konusu maddeyi, “Bu ilke, 7. bölümde öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını hiçbir şekilde engellemez.” 33 ifadesiyle sınırlandırdığı da görülmektedir. Burada ifade edilen zorlayıcı önlemlerse, Güvenlik Konseyi’nin “barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu ya da bir saldırı eylemi olduğunu saptaması” hâlinde devreye girmekte ve “uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması” için askeri kuvvetlerin kullanılması da dâhil olmak üzere, “gerekli saydığı her türlü girişimi” kapsamaktadır.

ABD tarafından Türkiye’ye karşı alınan yaptırım kararı, “uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması” doğrultusunda BM Güvenlik Konseyi Kararı kapsamında değil, tek taraflı olarak siyasi amaçlardan dolayı alınmıştır. Üstelik bu karar, egemen bir devletin yargısına müdahale anlamına da gelmektedir.

3.1.2. Türkiye’ye Karşı Yaptırım Kararının “Devletlerin Egemen Eşitliği” İlkesine Aykırılığı

İki Türk bakana yaptırım uygulanacağını açıklayan OFAC’ın resmi internet sitesinde kurum şu şekilde tanımlanmaktadır: 34

“Amerikan dış politikası ve ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda, yabancı ülkelere, rejimlere, teröristlere, uluslararası uyuşturucu kaçakçılarına, kitle imha silahlarının yayılmasıyla ilgili faaliyetlerde bulunanlara ve ABD’nin ulusal güvenliğine, dış politikasına veya ekonomisine yönelik tehditlere karşı, ekonomik ve ticari yaptırımları yönetmekte ve uygulamaktadır.”

Bu kapsamda BM Antlaşması’nın 2. maddesinin 1. bendinde yer alan “Örgüt, tüm üyelerin egemen eşitliği ilkesi üzerine kurulmuştur” ifadesi anımsanmalıdır. 35 Çünkü yukarıdaki tanım, ABD’nin bir devlet kurumuna, belirli koşullar altında yabancı bir ülkeye karşı ekonomik ve ticari yaptırımlar uygulama görevi verdiğini göstermektedir. Oysa “devletlerin egemen eşitliği” ilkesine göre, ülkelerin birbirlerine karşı “yaptırım” uygulamaları mümkün değildir.

Durumun daha iyi anlaşılabilmesi adına çalışmanın birinci bölümünde değinilen “yaptırım” kavramı üzerinde bir kez daha durulmalıdır. Hukuki açıdan “yaptırım” terimi, eşitler arasında kullanılan bir kavram değildir. Dolayısıyla OFAC’ın resmi internet sitesindeki tanımlamada, uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan “devletlerin egemen eşitliği” ilkesine aykırı bir durum vardır.

3.2. Türkiye’ye Karşı Yaptırımların Kapsamı ve Ekonomik Etkileri

Türkiye’ye karşı uygulanan yaptırımın tüzel kişileri değil bireyleri hedef aldığı ve İran, Kuzey Kore ya da Rusya’da olduğu gibi büyük bir ekonomik etki yaratmayacağı yönünde görüşler vardır. Ancak durumun sabit olmadığını belirtmek gerekmektedir; çünkü yapılan açıklamalar ve gerginliğin daha artması, bireysel yaptırımları ekonomik yaptırımlara dönüştürme potansiyelini taşımaktadır. Dolayısıyla ekonomik açıdan durumun her an değişebileceği dikkate alınmalıdır.

ABD’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı yaptırımların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri iki grupta incelenebilir:

3.2.1. Doğrudan Etkiler

Bu tür etkiler, uygulanan yaptırımların hukuki dayanağını oluşturan ve belge metninde yer alan zorlatıcı veya kısıtlayıcı önlemleri kapsamaktadır. Öncelikle bu konunun başlığında belirtilen “yaptırımların kapsamı” ifadesine değinilmemesinin ve yaptırımların ekonomik etkilerinin üzerinde durulmasının nedenleri ifade edilmelidir. Belirtilmesi gereken en önemli husus, yaptırımların kapsamının şu aşamada çok şey ifade etmemesidir. Ayrıca yaptırım kararı; ilk açıklandığı esnada iddia edildiği gibi seyahat yasağını da içermemektedir.

Yaptırım kararında, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ABD yargısının yetkisi dahilindeki yerlerde bulunan malvarlıklarına el konulması, yeni malvarlığı edinmelerinin engellenmesi ve Amerikan vatandaşlarının bu iki bakanla mali işlem yapmasının yasaklandığı belirtilmiştir. Görüldüğü kadarıyla kararın kapsamı, Türkiye açısından daha büyük yaptırım kararlarının alınabileceğine yönelik bir güçlü sinyal niteliğindedir. Nitekim ABD Senatosu tarafından teslimi geciktirilen F-35 kriziyle ilgili durum ve yapılan açıklama, ABD’nin, Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar için yeni bir liste oluşturduğuna ve bakanlara ilişkin kararın başlangıç olduğuna işaret etmektedir.

Konuyla ilgili olarak ABD medyasında yer alan Bloomberg kaynaklı haberlerde, Washington’un Türkiye’de ekonomik yaptırım uygulayacağı kişilerin ve kurumların listesinin hazırlandığı öne sürülmüştür. 36 Bu sebeple gelişmelerin siyasi boyutu aşarak ekonomik boyuta taşınacağı düşünülebilir.

3.2.2. Dolaylı Etkiler

Finansal piyasanın dalgalanmasına neden olan bu etkiler, Türkiye’nin ekonomik durumuyla ilgili kısa vadeli öngörüler açısından karamsar bir tablo çizmektedir. Bu bağlamda doların hızla yükselişe geçmesinin yaptırımların yarattığı belirsizlikten kaynaklandığı söylenebilir. Oysa yukarıda belirtildiği gibi, uygulanan yaptırımlar ekonomik boyutu içermemektedir. Buna rağmen ABD’nin açıklaması, Türkiye piyasalarında olumsuz etki göstermiştir. ABD’nin iki bakana yaptırım kararı almasının ardından dolar/TL kuru 5.1’e yükselerek rekor kırmıştır.

Yaptırımların süreceğine ve hatta daha kapsamlı bir şekilde uygulanacağına dair söylentiler de piyasaları etkileyen faktörlerden biridir. Bu doğrultuda ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’den de bir açıklama daha gelmiştir. Pence, Twitter hesabından yaptığı açıklamada yaptırımların süreceği mesajını vermiştir. Pence açıklamasında, “ABD, Türkiye’ye sert yaptırımlar dayattı ve bu yaptırımlar, Türkiye vaiz Brunson’ı serbest bırakıp, bu masum inanç adamı ABD’ye dönünceye kadar devam edecek.” 37 ifadelerini kullanmıştır.

3.3. Türkiye’nin “Karşı Önlem” Seçenekleri

Konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’nin Türk bakanlara yaptırım uygulama girişiminin karşılıksız kalmayacağı yönündeki açıklamasını, TBMM Başkanı Binali Yıldırım başta olmak üzere, çok sayıda siyasetçiden sert tepkiler takip etmiştir. ABD’yi eleştiren seslerin gittikçe yükselmesine rağmen, henüz Türkiye’nin nasıl bir karşılık verileceğine dair net bir açıklama söz konusu değildir. Nitekim mevcut söylemlerin daha çok kızgınlık ve öfkeyi yansıtan söylemler olduğu görülmektedir. Diğer taraftan ABD’ye nasıl bir tepki verileceğiyle ilgili pek çok öneriye rastlanılmaktadır.

Peki Türkiye nasıl bir yol haritası izleyebilir?

Öncelikle ABD’nin aldığı bu kararın hukuk sınırını aşan siyasi bir karar olduğunun altı çizilmelidir. Bu nedenle de verilmesi gereken karşılık, siyasi nitelikte ve orantılı bir biçimde olmalıdır; çünkü bu yönde atılan adımlar, siyasi nitelik taşısa da orantılık prensibinin bozulması durumunda hukuki sorumluluğu da beraberinde getirecektir.

Daha önce de ifade edildiği üzere, ABD’nin yaptırımları siyasileri hedef almaktadır. Bundan dolayı, örneğin; “11 milyar dolarlık yolcu uçağı alımını durdurmak” gibi orantılılık ölçüsünün açıkça bozulması anlamına gelebilecek hamlelerden kaçınılması gerekmektedir. Böyle bir hamle yapılması halinde, ağır ekonomik sonuçlara katlanacak olan da yine Türkiye olacaktır.

Görüldüğü üzere, siyasi yaptırımlar karşısında ekonomik önerilerde bulunmak sorunu çözmeyecektir. Hatta Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulansa bile, orantılı bir şekilde karşılık vermek adına ekonomi dışında daha uygun seçeneklere başvurulmalıdır. Çünkü ABD’ye karşı ekonomik yaptırım savaşında zaferle çıkmak mevcut konjonktür göz önüne alındığında çok mümkün değildir.

Bloomberg’in internet sitesinde yayımlanan haberden 38 hareketle, Rusya’nın benzer durumla Türkiye’den daha önce karşılaşmış olduğu dikkate alınmalı ve ABD yaptırımlarına nasıl bir karşılık verilebileceği, Rusya örneği üzerinden araştırılmalıdır.

Peki, Rusya ABD’ye nasıl bir cevap vermişti?

6 Nisan 2018 tarihinde ABD tarafından 17 Rus hükümet yetkilisi ve 12 şirket hakkında yaptırım kararı alındıktan sonra, Rusya Federasyonu Devlet Duması karşı önlemler üzerinde çalışmaya başlamış ve bir hafta sonra da 13 Nisan 2018 tarihinde, ABD yaptırımlarına karşı alınacak önlemleri içeren kanun tasarısı ortaya çıkmıştır. ABD’nin Rusya’ya yaptırım kararları alması üzerine 22 Mayıs 2018 tarihinde Rusya Federasyonu Parlamentosu’nun alt kanadı Duma’ya getirilen yasa tasarısı, genel kurula ilk sunulduğunda 16 önlem maddesi içeriyordu. Ancak 4 Haziran 2018 tarihinde Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin tarafından imzalanarak yürürlüğe giren yasa metni 5 maddeyi içermektedir. Yasanın amacı; Rusya Federasyonu’na karşı siyasi ve ekonomik yaptırımların uygulanması dahil ABD ve diğer yabancı ülkelerin düşmanca eylemlerine karşı Rusya Federasyonu’nun egemenliği ve toprak bütünlüğünü, insan hakları ve Rus vatandaşlarının özgürlüklerini korumaktır. 39 

Söz konusu yasanın 2. maddesinde Rusya Federasyonu’na karşı düşmanca eylemlerde bulunan yabancı devletler ve tüzel kişilere yönelik uygulanacak karşı eylemler genel olarak şöyle sıralanmaktadır: 40

1. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın kararnamesiyle dost olmayan (düşmanca eylemlerde bulunan) devletler, doğrudan veya dolaylı olarak bu devletler tarafından kontrol edilen yabancı tüzel kişilerle Rusya Federasyonu ve tüzel kişilerinin uluslararası işbirliğinin feshedilmesi veya askıya alınması,
2. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın kararnamesiyle dost yabancı devletler veya doğrudan ya da dolaylı olarak böyle bir devletin hukukuna bağlı olan yabancı şirketlere ait olan ürünler veya hammaddelerin Rusya Federasyonu topraklarına girmesinin durdurulması. Bu tür ürünlerin ve (veya) hammaddelerin listesi Rusya Federasyonu Hükümeti tarafından belirlenir.
3. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın kararnamesiyle dost yabancı devletler veya doğrudan ya da dolaylı olarak böyle bir devletin hukukuna bağlı olan yabancı şirketlere Rusya Federasyonu topraklarında üretilen ürünler veya hammaddelerin ihracatının kısıtlanması veya yasaklanması. Bu tür ürünlerin ve (veya) hammaddelerin listesi Rusya Federasyonu Hükümeti tarafından belirlenir.
4. Rusya Federasyonu topraklarında bulunan dost olmayan devletlerin hukukuna bağlı olan kuruluşların devletin ve yerel yönetimin ihtiyaçları hem de bazı grup tüzel kişilerin ihtiyacı için hizmetler sunmasının kısıtlanması veya yasaklanması.
5. Rusya Federasyonu topraklarında bulunan dost olmayan devletlerin hukukuna bağlı olan kuruluşların devlet ya da yerel yönetime ait mülklerinin özelleştirilmesinde ve ayrıca çalışmalarının gerçekleştirilmesindeki katılımının kısıtlanması veya yasaklanması.

ABD’nin yaptırım kararı almasının hemen ardından Rusya’da da Türkiye’dekine benzer bir durum yaşanmış, Rus borsalarına acı verici bir darbe vurulmuş ve dolar/ruble kuru önemli ölçüde zayıflamıştır. İşte bu ortamda, ABD’nin yaptırımlarına karşı hazırlanan yasada, Rus yaptırımlarının da ABD ekonomisine zarar vermesi öngörülmüştür. ABD’den ilaç, tarım ürünleri ve gıda maddelerinin (alkol ve tütün dahil) ithalatını yasaklamış ve uçak endüstrisi ile nükleer endüstrilerinde ABD şirketleriyle işbirliğini sona erdirmeyi öngörmüştür. Ayrıca Amerikan yatırımcılarının Rusya’daki devlet ve belediye mülklerini özelleştirmeleri de yasaklanmıştır. 41

Tüm bunlara rağmen Rusya’nın kararlarının Washington’ı ne kadar etkilediği sorusunun cevabı, yalnızca rakamlarla verilebilir. Veriler incelendiğinde, Rus-Amerikan ticaretinin 2017 yılındaki toplam hacminin yaklaşık 23 milyar dolar olduğu görülmektedir. Oysa ABD; Çin ile yaklaşık 600 milyar dolarlık bir ticaret hacmine sahiptir. Ayrıca ABD, Kanada ve Avrupa Birliği’yle de 500 milyar dolarlık mal alışverişi yapmaktadır. 42

Rakamlardan görüldüğü kadarıyla, Moskova ABD’den yaptığı ithalatı tamamen sonlandırsa dahi Washington bundan çok fazla etkilenmeyecektir.

Türkiye’nin ABD’yle 2017 yılındaki toplam ticaret hacminin 19 milyar dolar civarında olduğu dikkate alınırsa, durumunun Rusya’yla hemen hemen aynı olduğu anlaşılmaktadır. 43 Bu nedenle ABD’yi ekonomik olarak cezalandırmak, gerçekçi bir önlem değildir. Ancak ABD’nin ekonomik üstünlüğü, hak ettiği cevabı almayacağı anlamına da gelmemektedir. Türkiye, ABD’ye gereken cevabı siyasi yollarla verebilir. Ankara’nın buradaki en önemli avantajı, ABD’nin başka bir ülke ile ikame etmesinin mümkün olmadığı Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik ve stratejik konumdur. Dikkat çekilmeye çalışılan Türkiye’nin bu jeopolitik ve stratejik konumuyla ilgili olarak ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol’un ANKASAM’ın web sitesinde yayımlanan “Stratejik Ortaklıktan Stratejik Düşmanlığa Türk Amerikan İlişkileri” başlıklı analizinin ilgili kısmı aşağıdaki gibidir: 44

“Bu noktada son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye verdiği şu mesaj oldukça önemli: “Biz göbeğimizden Amerika’ya bağlı değiliz. ABD, bu tavrını değiştirmez ise Türkiye gibi güçlü ve samimi bir ortağı kaybedeceğini de unutmamalı.”

ABD’ye verilen bu mesajın öz Türkçesi şu: “Biz size değil, siz bize göbekten bağımlısınız; Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz, Ortadoğu, Hazar, Orta Asya, kısacası Osmanlı-Selçuklu coğrafyası noktasında. Bunu, bizi kaybettikten sonra daha net anlayacaksınız. Biz Türkiye olarak iktisadi-mali krizi atlatabiliriz ama siz Türkiye’nin yerine bir başka gücü stratejik ortağınız/müttefikiniz olarak bu coğrafyaya oturtamazsınız. Nitekim bunu denediniz ama başaramadınız; “BOP Kürdistanı” denemeleriniz elinizde patladı. Diğer projeleriniz de bizi kaybettikten sonra başta Türk-İslam coğrafyası olmak üzere, dünyanın her bir yerinde elinizde birer birer patlayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu mesajı Afrika’dan verdiğini de bu vesileyle belirtelim. ABD’li “dostlarımız” söz konusu mesajın “zamanlaması” ve “yeri” konusunda eminim biraz kafa yoracaklar ve bunun ne anlama geldiğini çok kısa bir zaman dilimi içinde çözeceklerdir. Dolayısıyla, burada ABD’nin tepkilerinden ziyade Türkiye’nin ortaya koyduğu tepki ve bu bağlamda alacağı kararlar elbette daha önemli. Zira ABD’nin ne istediği belli; belli olmayan Türkiye’nin buna nasıl bir cevap vereceği.

Türkiye’nin vereceği karar sadece Türk-Amerikan ilişkilerinin seyri açısından değil, “Yeni Yalta Düzeni”nin geleceği açısından da önemli. Çünkü Türkiye’nin kararı inşa halindeki yeni uluslararası sistemin “yönünü”, “adını” ve “adresini” büyük ölçüde belirleme kapasitesine sahip. ABD’nin öfkesi, tepkisi ve pek tabi ki çaresizliğinin altında yatan neden de bu.

Buna karşılık Türkiye birtakım endişelere sahip olmakla birlikte, ABD’ye kıyasla daha rahat. Nasıl ve neden mi? Sıralayalım…

Öncelikle, Türkiye artık Batı’nın ve bu bağlamda ABD’nin eski gücüne sahip olmadığının farkında. Batı, dünyanın yeni hasta adamı ve çöküş psikolojisine girmiş durumda. Yani:

1. Türkiye’nin karşısında yekpare bir Batı yok. En temelde ABD, AB-Almanya ve İngiltere olmak üzere üçe bölünmüş durumda; 2. Dolayısıyla ABD artık Batı üzerindeki liderliğini de kaybetmiş bir güç durumunda; 3. Daha da ötesi, Batı’nın kendi içinde eş zamanlı olarak bir “bağımsızlık” ve “güç mücadelesi” başlamış durumda. (ABD-Almanya/AB-İngiltere arasındaki ilişkilere bu perspektiften bakmakta fayda var. Özellikle Almanya’nın AB üzerinden ABD’ye karşı yürüttüğü mücadele bu bağlamda değerlendirilebilir); 4. Batı’daki bu üç güç merkezi açısından Türkiye ile işbirliği kendi gelecekleri açısından oldukça önemli; 5. Dolayısıyla Batı’nın geleceği bu noktada büyük ölçüde Türkiye’ye, onun yapacağı tercihe bağlı.

Benzer durum, “Türkiye-Yükselen Doğu” açısından da geçerli. Şöyle ki… Eğer “Yükselen Doğu” Türkiye’yi aybederse, Batı karşısındaki mücadeleleri de büyük ölçüde darbe alacaktır. Türkiye’yi kaybetmek, onlar açısından domino bir etkiye yol açacaktır. Çünkü Türkiye’nin kaybı beraberinde İran’ın, İran’ın kaybı Rusya’nın, Rusya’nın kaybı ise Çin’in kaybetmesi ile eşdeğer olacaktır.

Bundan ötürü en azından Rusya ve Çin Türkiye’nin yanında konuşlanmak mecburiyetindedir. İran ise tüm güçlere karşı; gerek “Çöküşteki Batı” gerekse de “Yükselişteki Doğu” bağlamında Türkiye ile birlikte hareket etmek zorundadır. Bu husus, İran ve diğerleri açısından bir “seçenek” değil, “stratejik bir zorunluluk”tur! Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik-stratejik konum ve önem, bunu onlara adeta emretmektedir. Evet, konjonktür; tarih, coğrafya ve siyaset boyutuyla Türkiye’ye eşsiz bir fırsat sunmaktadır.”

26 Colin Wilhelm-Nahal Toosi, “U.S. Sanctions Turkish Officials Over Detained Pastor”, Politico, https://www.politico.com/story/2018/08/01/trump-administration-to-sanction-turkish-officials-over-imprisonment-of-american-pastor-756896, (Erişim Tarihi: 04.08.2018).
27 “ABD’den Adalet Bakanı Gül ve İçişleri Bakanı Soylu’ya Yaptırım Kararı”, Korhaber, http://www.korhaber.com/haber/ABD-den-Adalet-Bakani-Gul-ve-Icisleri-Bakani-Soylu-ya-yaptirim-karari/251723, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
28 @MevlutCavusoglu, “ABD’nin İki Bakanımıza Yaptırım Uygulamaya Kalkışması Karşılıksız Kalmayacaktır. ABD Yönetimi Hukuk Dışı Taleplerini Bu Yöntemle Elde Edemeyeceğini İdrak Etmediği Sürece Sorunlarımızı Çözemeyiz”, Twitter, https://twitter.com/MevlutCavusoglu/status/1024750740386902016.
29 Mehmet Seyfettin EROL, “Stratejik Ortaklıktan Stratejik Düşmanlığa Türk-Amerikan İlişkileri”, ANKASAM, https://ankasam.org/stratejik-ortakliktan-stratejik-dusmanliga-turk-amerikan-iliskileri/, (Erişim Tarihi: 04.08.2018).
30 “ABD Senatosu, F-35 İçin Yaptırım Kararı Aldı”, Sputnik Haber, https://tr.sputniknews.com/abd/201808021034564636-abd-senatosu-f35-yaptirim-karari/, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
31 U.S. Department of the Treasure, Treasury Sanctions Turkish Officials with Leading Roles in Unjust Detention of U.S. Pastor Andrew Brunson, https://home.treasury.gov/news/press-releases/sm453,(Erişim Tarihi: 02.08.2018).
32 “‘Кровавые деньги’ всплыли в Англии (‘Kanlı Para’ İngiltere’de Ortaya Çıktı)”, Novaya Gazeta, https://www.novayagazeta.ru/articles/2017/04/21/72240-krovavye-dengi-vsplyli-v-anglii, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
33 “Birleşmiş Milletler Antlaşması”, TBMM, https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/3-30.pdf, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
34 U.S. Department of the Treasury, “The Office of Foreign Assets Control (OFAC)”, ABD Hazine Bakanlığı, https://www.treasury.gov/about/organizational-structure/offices/Pages/Office-of-Foreign-Assets-Control.aspx, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
35 “Birleşmiş Milletler Antlaşması”, a.g.e.
36 “U.S. Said to Prepare a Target List of Turkey Economic Sanctions”, Bloomberg, 1 Ağustos 2018, https://www.bloomberg.com/news/videos/2018-08-01/u-s-said-to-prepare-a-target-list-of-turkey-economic-sanctions-video (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
37 @VP, “The U.S. government imposed harsh economic sanctions on Turkey and will continue until President Erdogan and the Turkish government release Pastor Brunson and return this innocent man of faith to the U.S.”, Twitter, 1 Ağustos 2018.
38 “U.S. Said to Prepare a Target List of Turkey Economic Sanctions”, Bloomberg, 1 Ağustos 2018, https://www.bloomberg.com/news/videos/2018-08-01/u-s-said-to-prepare-a-target-list-of-turkey-economic-sanctions-video (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
39 Devlet Yasal Bilgi Sistemi, “Amerika Birleşik Devletleri ve Diğer Yabancı Devletlerin Düşmanca Eylemlerine Karşı Önlemler Hakkında”ki No. 127-FZ sayılı Federal Kanun”, 4 Haziran 2018, http://publication.pravo.gov.ru/Document/View/0001201806040032?index=5&rangeSize=1, (Erişim Tarihi: 06.08.2018).
40 Devlet Yasal Bilgi Sistemi, “Amerika Birleşik Devletleri ve Diğer Yabancı Devletlerin Düşmanca Eylemlerine Karşı Önlemler Hakkında”ki No. 127-FZ sayılı Federal Kanun”, m. 2, 4 Haziran 2018, http://publication.pravo.gov.ru/Document/View/0001201806040032?index=5&rangeSize=1, (Erişim Tarihi: 06.08.2018).
41 “Санкции России против США: законопроект оказался ‘дублем’ (Rusya’nın ABD’ye Karşı Yaptırımları: Tasarı ‘Eskisiyle Aynıymış’)”, MKRU, https://www.mk.ru/politics/2018/04/13/sankcii-rossii-protiv-ssha-zakonoproekt-okazalsya-dublem.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
42 “Trade in Goods with Russia”, United States Census Bureau, https://www.census.gov/foreign-trade/balance/c4621.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
43 “Trade in Goods with Russia”, United States Census Bureau, https://www.census.gov/foreign-trade/balance/c4890.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
44 Mehmet Seyfettin Erol, “Stratejik Ortaklıktan Stratejik Düşmanlığa Türk-Amerikan İlişkileri”, ANKASAM,, 30 Temmuz 2018, https://ankasam.org/stratejik-ortakliktan-stratejik-dusmanliga-turk-amerikan-iliskileri/, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).

Kaynak: ankasam.org

(devami var)

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER