Özbekistan Halk Hareketi

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptirimlarinin uluslararasi hukuk bağlaminda değerlendirilmesi

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptirimlarinin uluslararasi hukuk bağlaminda değerlendirilmesi
10 Ağustos 2018 - 6:00 'de eklendi ve 57 kez görüntülendi.

ABD’NIN TÜRKIYE’YE YÖNELIK YAPTIRIMLARININ ULUSLARARASI HUKUK BAĞLAMINDA DEĞERLENDIRILMESI

OLIMJON SOBIR

2004 yılında Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te bulunan Dünya Ekonomisi ve Diplomasi Üniversitesi Uluslararası Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayan Olimjon SOBIR, 2009 yılında yüksek lisans derecesini aynı üniversitenin Uluslararası Ticaret Hukuku Bölümü’nde “Dış Ticaretin Devlet Tarafından Düzenlenmesi:

Karşılaştırmalı-Hukuki Analiz” başlıklı teziyle almıştır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) burs programına kabul edilen SOBIR, halihazırda Gazi Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Uluslararası Hukuk, Uluslararası Ekonomi Hukuku ve Uluslararası Sorumluluk gibi konuların yanı sıra Strateji ve Güvenlik konularında da çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Ana dili Özbekçe olan yazar, iyi derecede Türkçe, İngilizce ve Rusça bilmektedir.

(4)

SONUÇ: TESPİTLER-ÖNGÖRÜLER VE ÖNERİLER

Çalışılan konuda cevabı aranan soru, Türkiye’nin ABD yaptırımlarına karşı nasıl bir yanıt vereceği ve bu amaçla yapacağı eylemlerden doğacak sonuçların neler olacağıdır. Bu kapsamda tek taraflı yaptırımlar, uluslararası hukuktaki karşı önlemlerle kıyaslanarak araştırıldığında uluslararası norm sisteminde ciddi bir boşluğun bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Çünkü devletlerin ulusal yasalarıyla yürürlüğe giren tek taraflı yaptırımlar, bu önlemi kullanan ülkenin siyasi çıkarları çerçevesinde hedef seçilen devletin iç ve dış politikası üzerinde etki yaratmaktadır. Ancak tek taraflı yaptırımların bu özelliği, uluslararası hukukun temel ilkeleri olan devletlerin “içişlerine müdahale etmeme” ve “devletlerin egemen eşitliği” ilkeleriyle çelişmektedir.

Bu doğrultuda tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuktaki durumunun incelendiği birinci bölümde aşağıdaki tespitler yapılmıştır:

• “Karşı önlemler” kavramı, yasal yükümlülüklerini ihlal eden bir devletin uluslararası sorumluluğunun ortaya çıkardığı bir sonuç olarak uygulanmaktadır. Böyle önlemler, devletlerin normal şartlar altındaki yükümlülüklerine aykırı olmasına rağmen; hukuka aykırı bir eyleme yanıt olarak uygulanması nedeniyle yasal sayılan önlemleri içermektedir.
• Tek taraflı yaptırımlarda, uluslararası hukukun ihlali veya hukuki yükümlülükleri yerine getirmeme durumu söz konusu değildir. Bu nedenle de tek taraflı yaptırımlar, uluslararası hukukta düşmanca eylemler olarak nitelendirilmektedir.
• Uluslararası hukuk mekanizmalarının eksikliğine rağmen; tek taraflı yaptırımları tartışmak için politik arenada önemli bir alan vardır. Eğer yaptırımlar başka bir devletin düşmanca attığı bir adım olarak kabul edilirse, uluslararası sorumluluk kapsamındaki karşı önlemlerin uluslararası hukuktaki meşruluğu belirleyici kriter olarak uygulanabilir.

ABD, yasalarını sınırları dışında en çok uygulamaya çalışan ülke olarak tek taraflı yaptırımlarındaki son hedefinin Türkiye olduğunu açıklamıştır.

Bu bağlamda söz konusu yaptırımların uygulanmasının arkasında yatan siyasi amaçlar ve uygulanan bu yaptırımların hukuki niteliğinden yola çıkılarak son iki bölümde aşağıdaki şu tespit ve öngörülere ulaşılmıştır:

• 13818 sayılı ABD Başkanlık Kararnamesi’ne dayandırılarak alınan yaptırım kararının esasında bir kriz olmadığı, iki ülke arasında son dönemde yaşanan krizin bir aşaması ve kriz sürecinde yaşanan bir alt kriz olduğu ifade edilebilir. Bu tespiti birtakım argümanlarla desteklemek gerekirse daha önce kamuoyunun gündemini meşgul eden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın korumalarına Sig Sauer silahların satışının engellenmesi, S-400 füzeleri krizi, buna bağlı olarak gelişen F-35 krizi, FETÖ liderinin iade edilmemesi ve ABD’de ikametinin devam etmesi, ABD ile PKK/PYD terör örgütleri arasındaki ilişkiler ve bu örgütlere yapılan silah yardımları gibi hadiseler ifade edilebilir.
• ABD’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı yaptırımlar, bireysel boyuttaki önlemlerdir ve doğrudan ülke ekonomisine etki yaratacak nitelikte değildir. Ancak dolaylı etkilerinin söz konusu olacağı gerçeğinin de göz ardı edilmemesi gerekir.
• Siyasi açıdan ABD yaptırımları uygularken ülke ekonomisinde kalıcı olumsuz bir etki yaratmaktan ziyade kendisinden uzaklaşan Türkiye’yi içeride bir siyasi-iktisadi kriz çıkartarak yeniden dizayn etmeyi hedeflemektedir. Zira ABD’deki mal varlıklarına el koyma kararı alınan iki bakanın el konulacak mallarının olmadığını tespit etmek çok zor değildir. Ancak bu iki siyasetçiye yaptırım uygulanması suretiyle bakanların itibarları hedef alınmaktadır. Hatırlanacağı üzere, 24 Kasım 2015 tarihinde Türkiye ve Rusya arasında yaşanan uçak krizinden sonra Rusya tarafından Türkiye’ye birçok konuda ambargo uygulanmıştır. Ancak o dönemdeki açıklamalar ile bugün yapılan açıklamalar karşılaştırıldığında, Rusya yaptırımlarının büyük bir kısmı, vatandaşların ekonomik durumunu etkileyen yaptırımlar olsa da güçlü tepkilere yol açmamıştır. Bunun nedeni de bir önceki tespitte belirtildiği gibi, yaptırımların siyasileri ve bu siyasiler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin siyasi kişiliğini hedef almasıdır. Daha somut bir ifadeyle ABD, bu kararıyla Türkiye’deki devlet yapılanmasına ve uygulamadaki dış politikasına açık bir cephe almıştır.
• İki bakana ilişkin alınan kararlar içerisinde ekonomik yaptırımlar bulunmasa da Türkiye ekonomisi karardan olumsuz etkilenmiştir. Önümüzdeki süreçte ABD’nin yaptırımları geliştirmesi halinde, Türkiye’nin ciddi ekonomik problemlerle karşılaşacağı öngörülebilir.
• Türkiye’yi ekonomi üzerinden istediği çizgiye getirmek isteyen Washington, kendi ülkesinde yürüttüğü politik davalar aracılığıyla Halkbank’a ciddi cezalar kesebilir ve bu cezaların ödenmemesi halinde, Türkiye’nin bankacılık sistemini itibarsızlaştırabilir. Üstelik bu bağlamda siyasilere yönelik yaptırımlar da genişletilebilir.
• ABD’nin, yaptırımları sadece iki bakanla sınırlı tutmayarak Türkiye’nin 2023 Hedefi’ne yönelik makro projelerini de etkileyecek birtakım uygulamaları da devreye sokacağına dair söylemler ağırlık kazanmaktadır. Buradan hareketle
söz konusu krizin sadece Rahip Brunson’dan ibaret olmadığı görülmektedir. Esasında ABD yönetimi gerek bölgesel gerekse küresel sistemdeki konumu ve etkisini pozitif anlamda değiştirecek olan Türkiye’nin makro stratejilerinin engellenmesini hedeflediği düşünülebilir.
• ABD’nin Türkiye’ye yönelik baskısı, Türkiye’yi Rusya-Çin bloğuna daha fazla itebileceği gibi, Ankara da bu yakınlaşma nedeniyle NATO sistemi içerisinde suçlanabilir. Kuşkusuz bu durum, Türkiye’nin NATO’dan çıkartılmasına ilişkin talepleri de gündeme getirebilir. Buna paralel olarak Türkiye’de de NATO’nun müttefikliği sorgulanacak ve zaten var olan NATO’dan çıkma tartışması belirgin bir şekilde öne çıkacaktır. Bu gelişmeler ise kaçınılmaz olarak başta İncirlik Üssü başta olmak üzere, NATO ve Amerikan üslerinin kapatılması gibi önemli bir kozu gündeme getirmektedir.
• Türkiye’nin NATO’dan kopmasına yönelik son dönemde cereyan eden tahrikler ve bir önceki maddede belirtilen durum dikkate alındığında, ABD’nin Türkiye’yi müttefiklik sisteminin dışına iterek yeni bir projeksiyon geliştirdiği yönünde bir iddiayı da tartışmak gereklidir. Çünkü Türkiye’nin NATO dışında kalması, Türkiye’ye karşı NATO üyesi devletler veya NATO’nun müdahalesinin yolunu açacak bir hadisedir. Aksi takdirde yani Türkiye’nin NATO üyeliğinin devamı halinde, bu ihtimal hem uluslararası hukuk hem de politika açısından mümkün olmayacaktır. En azından ABD, müttefikini işgal eden bir ülke konumuna düşmek istemeyecektir. ABD, Ankara’yı sistematik bir şekilde karşı veya öteki olarak tanımladığı kampa itmek suretiyle Batı güvenlik sisteminin dışındaki Türkiye’ye yönelik NATO liderliğinde bir müdahale planını aktive etmeye de çalışıyor olabilir. Bu olasılık son gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda dikkate alınması gereken bir husus olarak değerlendirilmelidir.
• Her ne kadar yaptırım baskısı ABD’nin Türkiye’yi ekonomik olarak yalnızlaştırmasını hedeflese de sanılanın aksine diplomatik süreç, Washington’u yalnızlaştırabilir. Zira İran örneği, ABD’nin keyfi kararlarından Avrupa devletlerinin de memnun olmadığını göstermektedir. Nihai aşamada Avrupa devletlerinin ABD ile aynı safta yer almasına rağmen bu durumun gönüllülükten ziyade bir zorunluluğun neticesi olduğu görünmektedir. Oysa ki; ittifak sistemleri gönüllülük esası üzerinden daha kalıcı, etkili ve işlevsel olmaktadır. Günümüzde ise ABD’nin küresel liderliğinin en önemli bileşeni olan Atlantik İttifakı’nın gönüllülük esasından uzaklaşarak zorunluluk hali aldığını belirtmek gerekir. Bu da ABD üstünlüğü karşısında gelişen sistemsel sorgulamanın varlığına işaret etmektedir. Türkiye’nin de bu meselede kilit ülke olacağı yönünde yorum veya tespitlerin yapılması ihtimal dahilindedir.
• Türkiye’ye yönelik alınan yaptırım kararının zamanlamasına bakıldığında, yaptırımların ana nedenlerinin Ankara’nın geçtiğimiz hafta İran’a yönelik yaptırımlara katılmayacağını açıklaması ve BRICS Zirvesi olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin mevcut yönelimleri, Trump ve ekibini rahatsız etmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin yalpalamadan ve paniklemeden kendini yoluna devam etmesi halinde, sürecin kazananı olabileceği öngörülebilir.

Yukarıdaki bulgular incelendiğinde, Türkiye’nin ABD yaptırımları karşısında izlemesi gereken yol haritasına ilişkin şu önerilerde bulunmak mümkündür:

• Mevcut uluslararası hukuk başka bir ülkeye karşı askeri olmayan tek taraflı zorlayıcı önlemleri doğrudan yasaklayan herhangi bir hüküm içermemektedir. Bu tür önlemlerin hukuka uygunluğu sorunu bu önlemleri kapsayan uluslararası hukukun daha spesifik normları ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde de belirtildiği gibi uygulanan tek taraflı eylemler devletin uluslararası sorumluluğu kapsamında yerine getirilmemiş bir yükümlülüğe cevap niteliğinde veya uluslararası sorumluluğa bağlı olmayan tek taraflı yaptırımlar biçiminde uygulanmaktadır. Buradan hareketle ABD’nin yaptırım kararının “düşmanca eylem” olarak nitelendirilmesi ve bu bağlamda kamuoyu oluşturulması yerinde ve etkili bir adım olacaktır.
• Diğer taraftan ABD’nin yaptırım kararının düşmanca eylem olmasına karşın, Türkiye’nin bu karara karşı alacağı önlemler ise uluslararası hukuk açısından düşmanca eylem olarak nitelendirilmeyip “karşı önlemler/tedbirler” olarak
kabul edilmektedir. Yaptığımız bu tespitin hukuki dayanağı ise; 2001 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Devletlerin Haksız Fiillerden Kaynaklanan Sorumluluğu” maddeler taslağını içeren A/RES/56/92 sayılı kararıdır. Türkiye, bu karara dayanarak ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının uluslararası meşruiyetini tartışmaya açabilir.
• Rahip Brunson meselesi ABD’nin yaptırım kararına argüman olarak ileri sürdüğü insan hakları ihlali olmaktan ziyade bir devletin başka devletin içişlerine müdahalesinin en bariz göstergelerindendir. Türkiye; ABD’nin, BM Şartı’nda yer alan “devletlerin içişlerine müdahale etmeme” ilkesini çiğnediğini öne sürmelidir. Çünkü ABD, Türkiye’nin yargı sistemine müdahale etmeye çalışmaktadır.
• Türkiye’nin yaptırım kararı karşısında atması gereken ilk adım, mütekabiliyet esası çerçevesinde hareket ederek ilgili bakanların mevkidaşları hakkında benzer kararların alınmasıdır. Nitekim bu karar alınmıştır ve yerinde bir karar olmuştur. Bu noktada Bazı siyasilerin belirttiğinin aksine, ABD yaptırımlarına karşı ekonomik yöntemlere başvurulması doğru olmayacaktır. Çünkü ekonomik kapasite açısından Türkiye, ABD’yi etkileyecek güce sahip değildir.
• Dolayısıyla, ABD’ye orantılı bir şekilde karşılık verilmesi hususunda siyasi yöntemlerin araştırılması gerekmektedir. Türkiye hem iç hem de dış politikada bağımsız bir şekilde kendi politikasını yürüterek siyasi manevralar yapmalı ve çok yönlü bir dış politika uygulayarak kendisine bir hareket alanı yaratmalıdır.
• Türkiye’nin jeopolitik önemi düşünüldüğünde, İran üzerindeki baskıyı arttıran ABD’nin Türkiye’ye dair yaptırımlarının başlıca nedeni Ankara’yı baskı uygulayarak yanına çekmek istemesidir. (Bu husus akıllara kaçınılmaz olarak ABD’nin 2003 Irak işgali öncesi Ortadoğu’da istikrarı savunan Türkiye’ye yaptığı baskı politikasını hatırlatmaktadır.) Ancak Türkiye, bu baskıya boyun eğmemeli ve ABD’ye kendi koşullarını kabul ettirmenin yollarını aramalıdır. Kuşkusuz bu koşullar arasında öne çıkan hususlardan, Suriye ve Ortadoğu jeopolitiği ile ABD’nin terör örgütü PKK-PYD’ye olan desteği günümüz konjonktüründe öne çıkmaktadır. Arap Baharı sonrası Ortadoğu jeopolitiğindeki projeksiyonlar üzerinden bir okuma yapıldığında, ABD’nin uzunca bir dönemdir yatırım yaptığı terör örgütü PKK-PYD ve bunların türevi olan diğer yapı ya da aktörlerin ABD’ye maliyetleri her geçen gün arttığı gibi bu aktörlerle istediği sonucu da elde edememektedir. Dahası ABD’nin Ortadoğu’da sürekli alan ve müttefik kaybetmesine, bölgedeki nüfuzunun azalmasına ve Amerikan karşıtlığının artmasına sebebiyet teşkil etmektedir. Buradan hareketle Türkiye, ABD’nin Ortadoğu’yu istediği gibi şekillendiremeyeceği vurgusunu sürdürmeli ve Astana Süreci’ni devam ettirecek diplomatik çabalarını sürdürmelidir. Ayrıca Washington yönetiminin Ankara’ya olan ihtiyacının söz konusu karar alıcılara hissettirilmesi de gereklidir. Türkiye’nin ABD’yle olan görüşmelerde, masadan istediğini alabilmesi göstereceği kararlılıkla doğru orantılı olacaktır.
• Bu noktada Türkiye Astana sürecinin belkemiğini oluşturan diğer iki ülke olan Rusya ve İran ile ABD’nin yaptırımlara karşı ortaklaşa atılacak adımların görüşülmesi hususunda siyasi diyaloğun üst düzeye çıkartılması ve kalıcı istişare mekanizmalarının oluşturulması yönünde adımlar atabilir.
• Türkiye ekonomik anlamda yaşadığı sıkıntıları aşmak adına Çin ile çok boyutlu daha güçlü bir işbirliğine gidebilir. Türkiye’nin Çin ile işbirliği sadece ABD bağlamında değil, Rusya ile ikili ilişkilerinde daha sağlıklı bir zeminin inşası açısından da önem arz etmektedir. Şartlar Ankara’nın BRICS üyeliği olasılığını daha fazla düşünmesini gerektirmektedir.
• Bu kapsamda Türkiye ABD’ye karşı siyasi-iktisadi işbirliği bazlı, Almanya eksenli güçlendirilmiş AB/“Yeni Batı”; siyasi-güvenlik temelli, Rusya-İran eksenli güçlendirilmiş “Avrasya Birliği”; Çin eksenli, iktisadi-siyasi ağırlıklı “Kuşak-Yol” coğrafyasını baz alan güçlendirilmiş “Dünya Adası İşbirliği” politikasını geliştirme yoluna gidebilir.
• Türkiye; ABD’nin doğrudan ya da dolaylı tehdidi altında olan, başta Rusya, İran, Azerbaycan, Pakistan, Afganistan olmak üzere, Türk-İslam dünyasında güçlü işbirliği halinde olduğu ülkeler ve “diğerleri” (örneğin, Çin, Almanya vb.) ile birlikte ABD’nin baskıcı politikalarına yönelik atılabilecek müşterek adımların görüşülmesi sürecini teşvik bağlamındaki girişimlerini hızlandırabilir ve bu konuda ortak bildiriler yayımlanması yönünde öneriler getirebilir.
• Türkiye, ABD yakın çevresinde bilfiil kendisi ve/veya diğer ülkelerle (örneğin Rusya ve Çin gibi ülkelerle) etkin bir işbirliğine gidebilir.
• Türkiye, ABD ile üyesi olduğu örgütlerden ayrılmak yerine, bu örgütler içerisinde ABD’nin mevcut politikalarından rahatsız ülkelerle yeni bir işbirliği süreci arayışı içerisine girebilir. Bir diğer ifadeyle Türkiye ve ABD’nin baskılarına maruz kalan ülkeler ortak bir tutum geliştirmek suretiyle ABD’yi dizginleyici, onu caydırıcı farklı bir mücadele stratejisi geliştirebilirler.
• Uluslararası sistemin 11 Eylül sonrası dönüşümü baz alındığında ve günümüzdeki yapısı üzerinden bir okuma yapıldığında Soğuk Savaş dönemi ya da iki kutuplu uluslararası sistemin ana özelliklerinden birisi olan ideolojik ve uzun vadeli kalıcı ittifaklar sisteminden ziyade daha konjonktürel ittifakların etkili olmaya başladığı görülmektedir. Bunun temelinde uluslararası sistemin daha çok güçler dengesi modeline evrildiği ve bu modelde de dengenin korunması için ittifakların değişkenlik arz ettiği gerçeği yer almaktadır. Bir kavramlaştırma yapmak gerekirse “kaypak/kaygan ittifaklar” anlayışına uygun hareket edilmelidir.
• Türkiye güvenlik politikası bağlamında ABD’ye muhtaç olmadığını zaten ortaya koymakta ve savunma sistemini çeşitlendirmeye çalışmaktadır. Bu anlamda S-400’ler ile başlayan süreci, farklı savunma sistemleri ve askeri teknolojiler üzerinden derinleştirecek adımlar atılmalıdır. Bu listeye SU-57 savaş uçakları da dahil edilebilir.
• Ankara için Washington’a karşılık vermenin en uygun yolu, mevcut politik yaklaşımın ve bölgesel güç olma iradesinin sürdürülmesi olacaktır.

Sonuç olarak; Türkiye-ABD ilişkilerindeki süreç incelendiğinde, ilgili bakanların yaptırım listesine alınması, ABD’nin açıkça saldırıya geçmesi olarak yorumlanabilir. Bu bağlamda ikili ilişkilerin daha da kötüleşeceğini öngörmek mümkündür. Nitekim ABD’den gelen açıklamalar Türkiye’ye karşı uygulanacak yaptırımların daha genişletileceğine dair işaretler vermektedir. ABD medyasında çıkan haberlerde yaptırımlar listesine girecek Türkiye’ye ait şirketlerin listesinin hazırlandığı belirtilmiştir. Bu nedenle Türkiye şu anda ABD’ye karşı genel bir “karşılık” stratejisi oluşturmalı ve sadece “simetrik” olarak ABD hamlesine cevap vermelidir. Elbette verilecek cevap Türkiye’nin imkân ve kabiliyetleri nispetinde siyasi etki doğurabilecek aşamalı olarak yürütülmeye müsait bir plan dahilinde olmalıdır. Bu kapsamda ilk aşamada ABD’nin yaptığı gibi bazı ABD’li yetkililere bireysel yaptırımlar uygulanabilir. Ayrıca duygusallıktan uzak, soğuk kanlı ve kararlı bir politika izlemeye devam edilmelidir. Hedeflerden biri de uluslararası kamuoyunun yanında ABD kamuoyunda da bir algı oluşturmak suretiyle Türkiye’ye karşı alınan bu haksız kararların hem meşruluğu hem de ABD ve Atlantik İttifakı’na maliyetleri konusunda genel kanı oluşturmak olmalıdır. Böylece bir yandan uluslararası kamuoyu diğer yandan da ABD kamuoyu Türkiye’nin yanına çekilebilir.

KAYNAKÇA

@JZarif, “Today Iran Filed a Complaint @CIJ_ICJ to Hold US Accountable for Its Unlawful Re-Imposition of Unilateral Sanctions. Iran is Committed to the Rule of Law in the Face of US Contempt for Diplomacy & Legal Obligations. It’s Imperative to Counter Its Habit of Violating Int’l Law”, Twitter, 16 Temmuz 2018, https://twitter.com/JZarif/status/1018825138635231234.
@MevlutCavusoglu, “ABD’nin İki Bakanımıza Yaptırım Uygulamaya Kalkışması Karşılıksız Kalmayacaktır. ABD Yönetimi Hukuk Dışı Taleplerini Bu Yöntemle Elde Edemeyeceğini İdrak Etmediği Sürece Sorunlarımızı Çözemeyiz”, Twitter, https://twitter.com/MevlutCavusoglu/status/1024750740386902016.
@VP, “The U.S. government imposed harsh economic sanctions on Turkey and will continue until President Erdogan and the Turkish government release Pastor Brunson and return this innocent man of faith to the U.S.”, Twitter, 1 Ağustos 2018.
“‘Кровавые деньги’ всплыли в Англии (‘Kanlı Para’ İngiltere’de Ortaya Çıktı)”, Novaya Gazeta, https://www.novayagazeta.ru/articles/2017/04/21/72240-krovavye-dengi-vsplyli-v-anglii, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
“6 Soruda ABD’nin Rusya’ya Yaptırımları”, BBC, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40727892, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“ABD Senatosu, F-35 İçin Yaptırım Kararı Aldı”, Sputnik Haber, https://tr.sputniknews.com/abd/201808021034564636-abd-senatosu-f35-yaptirim-karari/, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
“ABD’den Adalet Bakanı Gül ve İçişleri Bakanı Soylu’ya Yaptırım Kararı”, Korhaber, http://www.korhaber.com/haber/ABD-den-Adalet-Bakani-Gul-ve-Icisleri-Bakani-Soylu-ya-yaptirim-karari/251723, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
“ABD’den Kuzey Kore Yaptırımlarının Hafifletilmesi Taleplerine Ret”, Dünya, https://www.dunya.com/dunya/abdden-kuzey-kore-yaptirimlarinin-hafifletilmesi-taleplerine-ret-haberi-423054, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“ABD’den Rus Oligarklara Yaptırım”, Türkiye Gazetesi, http://www.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/554660.aspx, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“ABD’li Senatörler Rusya’ya Yeni Yaptırımlar Uygulanması İçin Düğmeye Bastı”, T24, https://t24.com.tr/haber/abdli-senatorler-rusyaya-yeni-yaptirimlar-uygulanmasi-icin-dugmeye-basti,673284, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Birleşmiş Milletler Antlaşması”, TBMM, https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/3-30.pdf, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
“Economic Sanctions: Pressuring Iran’s Nuclear Program”, NTI, http://www.nti.org/analysis/articles/pressuring-irans-nuclear-program/, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Executive Order 12211-Sanctions Against Iran”, The American Presidency Project, http://www.presidency.ucsb.edu/ws/?pid=33289, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Iran Hostage Crisis”, History, https://www.history.com/topics/iran-hostage-crisis, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Iran-Resilient Economy”, Cliffon Capital, https://griffoncapital.com/wp-content/uploads/2017/12/Iran-Resilient-Economy-December-2017.pdf, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Oil Buyers Must Cut All Iranian Crude Imports by November, State Dept Says”, CNBC, https://www.cnbc.com/2018/06/26/oil-buyers-must-cut-all-iranian-crude-imports-by-november-state-dept-.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Rex Tillerson Still Has A Job, Will Lead North Korea Talks in Canada Despite Disagreeing With Trump”, Newsweek, https://www.newsweek.com/tillerson-still-has-job-lead-north-korea-talks-canada-despite-disagree-trump-780181, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Trade in Goods with Russia”, United States Census Bureau, Foreign Trade, “Trade in Goods with Russia”, https://www.census.gov/foreign-trade/balance/c4621.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Trade in Goods with Turkey”, United States Census BureauForeign Trade, “Trade in Goods with Turkey”, https://www.census.gov/foreign-trade/balance/c4890.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“U.S. Said to Prepare a Target List of Turkey Economic Sanctions”, Bloomberg, 1 Ağustos 2018, https://www.bloomberg.com/news/videos/2018-08-01/u-s-said-to-prepare-a-target-list-of-turkey-economic-sanctions-video (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“US Expands Travel Ban to Include N. Korea”, BBC, https://www.bbc.com/news/world-us-canada-41382585?intlink_from_url=http://www.bbc.com/news/topics/590ec892-07c1-49d5-b7b7-1de0b05d0500/north-korea&link_location=live-reporting-story, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Санкции России против США: законопроект оказался ‘дублем’ (Rusya’nın ABD’ye Karşı Yaptırımları: Tasarı ‘Eskisiyle Aynıymış’)”, MKRU, https://www.mk.ru/politics/2018/04/13/sankcii-rossii-protiv-ssha-konoproekt-okazalsya-dublem.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
“Совбез ООН ужесточил санкции против КНДР (BM Güvenlik Konseyi, DPRK’ye Karşı Yaptırımları Sıkılaştırdı)”, NSN, http://nsn.fm/hots/sovbez-oon-uzhestochil-sankcii-protiv-kndr.html, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
BAHGAT, Gawdat, “United States Oil Diplomacy in the Persian Gulf, Markus Kaim”, der., Great Powers and Regional Orders: The United States and the Persian Gulf, Ashgate Publishing, 2008.
BM Genel Kurulu, Human Rights and Unilateral Coercive Measures: Draft Resolution/Cuba on Behalf of the Movement of Non-Aligned Countries, A/RES/69/180, http://repository.un.org/handle/11176/157735, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
BM Genel Kurulu, Necessity of Ending the Economic, Commercial and Financial Embargo Imposed by the United States of America Against Cuba, A/62/92, http://www.un.org/en/ga/62/plenary/cuba/bkg.shtml, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
BM Uluslararası Hukuk Komisyonu, “Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts 2001”, BM Genel Kurulu A/RES/56/92 Sayılı Kararı, 12 Aralık 2001, http://legal.un.org/ilc/texts/instruments/english/draft_articles/9_6_2001.pdf, (Erişim Tarihi: 06.08.2018).
Devlet Yasal Bilgi Sistemi, “Amerika Birleşik Devletleri ve Diğer Yabancı Devletlerin Düşmanca Eylemlerine Karşı Önlemler Hakkında”ki No. 127-FZ sayılı Federal Kanun”, 4 Haziran 2018, http://publication.pravo.gov.ru/Document/View/0001201806040032?index=5&rangeSize=1, (Erişim Tarihi: 06.08.2018).
EROL, Mehmet Seyfettin, “Stratejik Ortaklıktan Stratejik Düşmanlığa Türk-Amerikan İlişkileri”, ANKASAM, 30 Temmuz 2018, https://ankasam.org/stratejik-ortakliktan-stratejik-dusmanliga-turk-amerikan-iliskileri/, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
KEŞNER, Marie, Экономические санкции в современном международном (Modern Uluslararası Hukukta Ekonomik Yaptırımlar), Prospekt, Moskova 2015.
TOR, Selva, Tor, “Parasal Güç ve Direnç: Halkbank’ın Hatırlattıkları”, Al Jazeera Turk, http://www.aljazeera.com.tr/gorus/parasal-guc-ve-direnc-halkbankin-hatirlattiklari, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
TORBATİ, Yeganeh-Se Young Lee, “U.S. State Department to Clamp Ban on Travel to North Korea”, Reuters, https://www.reuters.com/article/us-northkorea-usa-tours-idUSKBN1A60SE, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
U.S. Congress, H.R.757-North Korea Sanctions and Policy Enhancement Act of 2016, https://www.congress.gov/bill/114th-congress/house-bill/757, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
U.S. Department of the Treasure, Treasury Sanctions Turkish Officials with Leading Roles in Unjust Detention of U.S. Pastor Andrew Brunson, https://home.treasury.gov/news/press-releases/sm453, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
U.S. Department of the Treasury, The Office of Foreign Assets Control (OFAC), https://www.treasury.gov/about/organizational-structure/offices/Pages/Office-of-Foreign-Assets-Control.aspx, (Erişim Tarihi: 02.08.2018).
U.S. Department of the Treaure, North Korea Sanctions, https://www.treasury.gov/resource-center/sanctions/Programs/pages/nkorea.aspx, (Erişim Tarihi: 03.08.2018).
WILHELM, Colin-Nahal Toosi, “U.S. Sanctions Turkish Officials Over Detained Pastor”, Politico, https://www.politico.com/story/2018/08/01/trump-administration-to-sanction-turkish-officials-over-imprisonment-of-american-pastor-756896, (Erişim Tarihi: 04.08.2018).

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER