Özbekistan Halk Hareketi

Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’a! Devlet Başkanlığınızı Özbekistan halkına güvenerek tamamlayınız!

Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’a! Devlet Başkanlığınızı Özbekistan halkına güvenerek tamamlayınız!
20 Mayıs 2013 - 12:15 'de eklendi ve 1433 kez görüntülendi.

Bu mektubu size muhalefet etme arzusuyla değil, sorumluluk anlayışı ile yazmaktayım. Maksadım halkım ve vatanım için sorumluluğumu yerine getirmekten ibarettir. Bu konuda umudum da sizden değil, sadece bizi yaratan Rabbimizdendir.

Siz  Cumhurbaşkanı olarak, biz de muhalefet olarak kendimizi haklı biliriz. Ama ülkemizin bugünkü haline baktığımızda şu gerçeği tesbit ediyoruz: Gün aramızdaki mücadelenin geliştirilmesi ve suçlamaların artırılması günü değil, Özbekistan halkının yarınını düşünerek tarihi bir adımı atma günüdür.

Özbekistan’ın bağımsız olduğu günden bu yana siz sürekli olarak muhalifleri “kara güç odağı” olmakla suçlamaktasınız. Bir kez olsun, yapıcı muhalefetin önemini idrak etmediniz. İşte bu mektubumu, bir muhalifin halkımız ve vatanımız için tarihi bir adım atmak amacıyla yazdığı yapıcı çaba olarak görmenizi isterim.

Siz nerede ise çeğrek asırdır Özbekistan’ı yönetmektesiniz. Bu devirde siyasetinizin iki önemli noktası ortaya çıktı: Birincisi diktatörlüğünüz, ikincisi ise dünyanın süper güçleri arasında siyasi oyunlar oynamanız.

Dünya siyaseti bu tür oyunlardan ibaret olduğuna göre, sizin de oyuna katılmanızı anlamak, iç siyasetteki tek kişilik dikta yönetiminizi anlamaktan daha kolaydır. Ancak siz, uluslararası ilişkilerde bu siyasi oyunla meşgul iken, Devlet Başkanı olarak bir trajik hataya da yol açtınız:

30 milyonu aşan Özbekistan halkına hiç mi hiç güvenmediniz. Özbek halkına sosyal ve siyasi alanın hiçbir sahasında özgürlük tanımadınız. Bir defa olsun merkezi ve yerel yönetim seçimlerini özgür ve adeletli şekilde gerçekleştirmediniz.

Neticede halkımız kendini özgürce yönetmek ve yaşamı için gerekli olan şeyleri üretmekten mahrum kaldı. Bu şekilde insanlarımıza Cenab-ı Hak tarafından verilen istidat, kabiliyet ve girişimcilik kaybolup gitti. Böylece sadece ekonomik çöküntü değil, bununla beraber birey ve toplumun ahlak ve meneviyatı da çöküntüye uğradı.

Sizin Özbek halkına yaptığınız zulümler bu mektubun konusu değildir. Yine bağımsızlıktan sonra Özbekistan’da yapılan ya da yapılmayanlar hakkında detaylı konuşmak istemiyorum. Elbette birşeyler yapıldı; fabrikalar, uluslararası şirketler kuruldu. Ama şimdi vakit geçti, iş sizin acınızdan bitme noktasına geldi ve sırada son adımı atmak vardır.

Sizin Cumhurbaşkanlığınız sonunda gelinen noktayı şu üç bölümde toplamak mümkündür: Özbekistan etrafında siyasi oyunlar şiddetlenmekte, ortada siyasi iradesi sindirilen 30 milyonluk fakir halk var, bu halkı ve kendini çıkmaz sokağa sürükleyen bir Devlet Başkanı ülkenin başında.

Böyle tehlikeli ve karmaşık veziyette doğru çare kuşkusuz Hakka tevekkül etmek ve Özbekistan halkının özgür iradesine güvenmektır.

Siz ve biz, şu ezeli hakikate teslim olmak mecburiyetindeyiz: Devlet Başkanı da, onun muhalifleri de geçicidirler: Yolunda devam edecek olan Cenab-ı Hakk ve O’nun tanıdığı müddet içinde yaşayan halkımızdır… Dolayısıyla benim bu durumda size tavsiyem ve teklifim, şu mektubun başlığıdır:

Cumhurbaşkanlığınızı Özbekistan halkına güvenerek tamamlayınız!

Peki, bu güveni nasıl gerçekleştireceksiniz? Mektubumu, buna dair kanaatlerimi sizinle paylaşarak tamamlamak istiyorum.

Söz konusu olan, sizin makamınızı kime ve nasıl teslim edeceğinizdir. Sizi, bu konuda Özbekistan halkının özgür ve adaletli seçimlerde ortaya koyacağı iradesine güvenmeye davet ediyorum. Mevcut vaziyette en doğru yolun bu olduğunu düşünmekteyim.

Böyle bir güveni kazanmaya, hayatını ve çalışmalarını Özbek halkının özğürlüğüne ve adalet ile yönetilmesine adayan baş muhalifiniz Muhammed Salih’i Özbekistan’a davet ederek başlayabilirsiniz. Siz onu çok iyi tanırsınız. Ama sizin tek kişilik iktidar anlayışınızdan dolayı siyasetin sırlarını ve muhalif liderlerin kim olduğunu öğrenemeyen genç nesiller için Muhammed Salih hakkında birkaç söz söylemek isterim.

O, 1985 senesinde başlayan Yeniden Oluşum (Perestroika) sürecinde siyasi ve sosyal düşünceleri, öncesinde ise şiir ve makaleleri ile kendisinin özgürlükçü bir aydın olduğunu kanıtlamaya başlamıştır. Sonra bağımsızlık gündeme taşındı. Daha doğrusu Muhammed Salih ve dava arkadaşları bu konuyu gündeme taşıdılar. Sizin karşı koymanıza rağmen bu vatanseverlerin teşebbüsü ile Özbek Parlamentosu, Bağımsızlık Deklerasyonunu kabul etti. Bağımsızlık ilanından sonra gerçekleştirilen Devlet Başkanlığı seçimlerine Muhammed Salih size rakip olarak katıldı. O, aslında bunu reddedebilirdi. Çünkü siz eski Sovyet düzenin temsilcisi idiniz. Bağımsız devletimizi ise yeni nesiller yönetmeliydi. Ancak Muhammed Salih, halk ve devlet çıkarları uğruna sorumlu devranmayı seçti. Siz onun bu davranışını alkışladınız ve onu makamınıza davet ederek halkımızın ve devletimizin geleceğini onunla görüştünüz…

Ama devleti tek başına yönetmek sevginiz size geri adım attırdı. Neticede, önce siyasi, sonra dini muhalifleri yok etmeye giriştiniz.

Bu tür baskıcı politikalarınızdan Muhammed Salih ve ailesi ağır yaralar aldı. Siz baş mahalifinize ve onun üç kardeşine toplamda yaklaşık 50 sene hapis cezası verdiniz. Bunun 15 senesi Muhammed Salih’in kendisine, üstelik de işlemediği bir suçtan dolayı verildi. İki kardeşinden her biri onlarca sene hapis yattı. Şimdilerde yine bir kardeşi, yani Muhammed Bekjan sadece muhalifinizin biraderi olduğu için 15 senedir hapiste ağır iskenceler altında tutulmaktadır. Sadece sizin kurulu düzeninize muhalif olmaktan dolayı böylesine ağır cezalar almak en azından insafsızlıktır.

Muhammed Salih’in yerinde başka biri olsaydı, kendini ve kardeşlerini bu işkencelerden kurtarmak için siyasi muhalifliği çoktan bırakırdı. Ancak o, öncelikle kadere, sonra Özbekistan halkının özgürlüğü ve adelete kavuşmasına bütün kalbiyle inanan insandır. Siz onun itikatından korkmayın. O sizin kontrolünüzde olan medya kuruluşlarının tanıttığı gibi radikal değil, sade bir müslümandır. Bunun yanında o, sizin bir zamanlar tarif ettiginiz gibi yiğit bir kişiliğe sahiptir.

Şimdi konumuza dönmek istiyorum.

Ben sizi Özbekistan halkına güvenmeye ve halkımıza kendi yarınlarını kendisi belirlemesi için bir fırsat tanımaya davet ediyorum. Bu işe, muhalefet lideri Muhammed Salih’i, tıpkı 1991’de makamınıza davet ettiğiniz gibi, Özbekistan’a davet ederek başlayabilirsiniz. Bu işi açık şekilde, hem de muhaliflerinize uluslararası düzeyde güvence vererek yapmalısınız diye düşünüyorum.

Siz bununla Muhammed Salih’ın lideri olduğu Özbekistan Halk Hareketi’nin 2014 milletvekilleği ve 2015 Devlet Başkanlığı seçimlerine katılmasına yol açmış olacaksınız. İsterseniz kendiniz, çok partililik adına oluşturduğunuz siyasi fırkaları bir araya getirebilirsiniz. Onların bir araya gelmesi için sizin bir işaretiniz yeterlidir. Sonra uluslararası gözlemcilerin katılımı ile özgür ve adeletli seçimleri gerçekleştirin. Bu şekilde, önce parlamento seçimleri gerçekleşmiş olur. Bununla siyaset meydanında yarışacak iki kanatlı yasama kurumu ortaya çıkmış olur. Böyle güçlü bir Parlamentonun oluşması, sizden sonra memleketi yönetecek Devlet Başkanının faaliyetlerini denetlemek için mutlaka şarttır. 2015 yılında bu iki siyasi gücün adayları  Devlet Başkanlığı seçimlerinde yarışırlar. Kazanan Özbekistan’ın sizden sonraki Devlet Başkanı olur.

Böyle bir milli birlik ve siyasi özgürlük neticesinde, Özbekistan halkının iradesi adaletli bir şekilde ortaya çıkmış olacaktır. Bu iradeye dayanan yeni Parlamento ve Devlet Başkanının işbirliği ile halkımızın yarınlarına dair ideolojik ve ameli düsturlar ortaya çıkacağından hiç şüphe yoktur. Bu düsturların, Özbek halkının milli ve itikadi değerlerini içermesinin yanında, insanlığın son olarak yakaladığı birey haklarına saygı göstermek, halkın kendi hükümetini özgürce seçmesi, ilim ve teknolojik gelişmeler gibi müspet değerlerden oluşması gerekir.

Şu unutulmamalı ki, mesele sadece sizin Devlet Başkanlığını kime devretmeniz meselesi değil, belki halkımızın, devletimizin ve sizin ailenizin geleceği meselesidir. Eğer siz Özbekistan halkına güven göstermeden, şahsınızda toplanan devlet yönetimini adaletsiz şekilde kendi istediğiniz birilerine devretmeye kalkarsanız bu, halkımız, devletimiz ve sizin arkada bırakacağınız üç kadın (hanımınız ve iki kızınız) için çok trajedik sonuçlara yol açabilir.

Bu mektubun son noktası olarak, bir zamanlar kendini zehirleyen kadını bağışlayan Zahriddin Muhammed Babur’un edebiyat ve siyasetteki mirasçısının  aynen Muhammed Salih olduğunu hatırlatmak isterim.

Bununla beraber, benim bu mektubum Özbekistan Halk Hareketi’nin ya da başka bir hareketin görüşü değildir. Bu benim, halkımızın ve devletimizin çıkarları yolunda şahsi teşebbüsümden ibarettir.

 

Dr. Namaz Nurmümin
(Dr. Namoz Normumin Muhammad)
17.05.2013

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER