Özbekistan Halk Hareketi

Aidin Salih. ORUÇ

Aidin Salih. ORUÇ
08 Temmuz 2013 - 8:10 'de eklendi ve 6268 kez görüntülendi.

İbni Sina hastalıkların iki sebebi olduğunu söyler:

1.Çok yemek
2.Yemek üstüne yemek.

***

RAMADANYemekle ilgili dikkat edilmesi gerekenler;

1.Gıdaları İyi Çiğnemek:

Sindirim, ağızda tükürük bezlerinin salgıladığı fermentler ile başlar. Ardından mide ve bağırsaklar ile devam eder. Gıdalar ağızda ne kadar iyi çiğnenirse, beyin gıdadan aldığı bilgilerle sindirim sistemini o kadar iyi hazırlar. İyi çiğnenmemiş gıdalar sindirim işlemini birinci basamakta bozmuş olur.

2.Az Yemek:

Sağlıklı bir insanda mide 200-250gr yemeğin birinci hazmını 3-4 saat içinde kolayca gerçekleştirebilir. Bunun 2 katı yendiğinde ise sindirim zorlaşır, fazlalıklar vücutta depolanmaya başlar ve kalp normalden 4-6 kat fazla çalışır.

İnsanlar fazla yemenin bedelini şişmanlıkla ve hastalıkla öderler.

Araf suresi 31. Ayette “Yiyin için ancak israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez” buyurulmaktadır.

Yine Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde “Allah’a en sevimli olanınız yemesi en az ve bedenen en hafif olanınızdır” buyurmaktadır.

3.Yeme içmede sıraya dikkat etmek:

Et, yumurta ve peynir gibi proteinli yiyecekler midede hazmı uzun süren besinlerdir. Tatlılar ve meyveler midede fazla kalmadan bağırsağa geçerek, birinci hazmını burada tamamlar. Su ise midede vücut ısısına ulaştıktan sonra bağırsağa geçer. Bu sebeple önce su içilmeli, sonra meyve veya tatlı; sonra salata ve yemek yenmelidir. İki çeşit yemek yeniyorsa hafif ve sulu olanı önce ağır ve kuru olanı sonra yenmelidir.

Yemekten sonra yenen meyve ve tatlı hazmını tamamlamak için bağırsağa geçemez, midede mayalanır ve çürür.

Kuranı Kerim’de yeme içmede bu sıranın takip edilmesi gerektiğine işaret eden deliller vardır; “…beğendikleri meyveleri ve kuş etlerini dolaştırırlar.”(Bakara Suresi 57. Ayet)

Yemekten sonra içilen su ve diğer sıvılar mideyi genişletir, mide asitini seyreltip yavaşlatır, sindirim süresini uzatır. Yemek esnasında su içmek ise daha büyük bir hatadır. Lokmaların iyi çiğnenmesini engeller, tükürük bezleri yeterli enzim üretemez ve hazım ağızda bozulur. Özellikle ramazanın yaz aylarına denk geldiği bu dönemde bu kurala dikkat etmek çok önemlidir. Su, yemekten en az 1,5 saat sonra içilmelidir. Ancak bazı durumlarda şayet lokma çok kuru ise her lokmanın ardından az bir yudum su içilebilir. Nitekim ayeti kerimede “yiyin-için” buyurulmaktadır. Yemekten sonra çok hararet hissedilirse de az miktar su içilebilir.

4.Taze Yemek Tüketmek:

Yemekleri pişirdikten hemen sonra tüketmek ve bir sonraki güne bırakmamak gerekir. Bekleyen yemek üstünde mikroplar oluşur ve yemeğin yapısını değiştirirler. Yemek ısıtıldığında ise yeni kimyasal bağlantılar oluştuğundan faydadan çok zarar verir. Isıtılan yemeğin özü değişir, hazımı ağırlaşır, hatta imkânsızlaşır.

Peygamber efendimiz akşamdan kalan ve ertesi gün ısıtılan yemeği asla yemezdi.

Ramazan Sofralarının vaz geçilmezi: Hurma

İnsan besin olarak sadece hurma tüketebilir. İnsan vücudu için gerekli olan her tür vitamin hurmada bulunmaktadır. Hurma güvenilir yerden alınmalı, GDO’suz olduğundan emin olunmalı, yıkanmadan ve kabuğu ile yenmelidir. Günde 1-5 tane hurma çekirdeğinin yutmakta da çok fayda vardır. Özellikle bağırsak tembelliğine ve basura iyi gelir. Hurmanın kabuğunda bulunan mikroplar sağlıklı insan bağırsağında bulunan mikroplar ile aynıdır. Hurmayı yıkamadan yemekle bağırsağa faydalı mikroplar ekilmiş olur.

Aynı zamanda hurma folik asit kaynağıdır. Hurma kan üretimini düzeltir ve demiri yükseltir. Hurma bir öğün olarak, tek başına yenmelidir(su veya yeşil çay ile birlikte olabilir). Peygamber efendimiz bir öğünde hurmayı kavun veya karpuz veya kaymakla yerdi.

Dünya nimetlerinden faydalanmak gerekmiyor mu? Allah bunu verdi bize? Neden bunları kendimize haram ediyoruz.

Müslümanlar yemenin farzlarını unuttular. Yemenin ilk farzı yemeğin nerden geldiğini ve içeriğini araştırmaktır. İkinci farzı ise besmele çekmektir. Araştırmadan hiçbir şey ağza konmaz –yiyecek, içecekler, ilaç veya diş macunu. Eğer yenecekse de, besmele çekmeden, “Estağfurullah” diyerek yemek gerekir. Çünkü besmele sadece temizliğinden ve helalliğinden emin olunan bir gıda üzerine söylenebilir.

Müslüman çok çeşit yemeye kendisini alıştırmamalıdır. Müslüman yaratılan tüm gıdaları yemezlerse nimete karşı saygısızlık ettiklerini düşünürler. Hâlbuki Allah bize çok çeşit gıda vermedi, biz öğünlerimizi çeşitlendirdik. Dünyanın her iklim ve bölgesinde, coğrafyasında o yöre için özel, ökolojik bir ortam vardır. İnsan sadece kendi ökolojik ortamında yetişen bitki veya hayvanların eti tüketebilir.  Çünkü kendisi için en uygun besin budur. Ama insan her gıdayı devamlı tüketebileceği besinler olarak görmemelidir. Gıdalar arasından kendisi için en uygun olanları seçmeli ve onları tüketmelidir.  Şu an ülkemize bütün dünyadan çeşitli gıdalar geliyor. Fakat bu coğrafyada yaşayan halkın hazım sistemi, bu gıdaları sindirmek için uygun değildir.  Ancak Kuranı Kerim’de adı geçen gıdalar elbette müstesna. Onlar herkes için uygun ve son derece faydalıdır.

Gıdaları mümkün olduğunca az çeşit olarak tüketmek de hem hazım hem de sağlık için önemlidir. Hz. Muhammed (sav) bir öğünde tek çeşit yemek yerdi ve ocakta tek kazan kaynamalı derdi. Yaşantısı boyunca toplamda yediği gıda çeşidi çok sınırlıydı. Bizler için de en doğru yöntem budur.  Fakir veya zengin olsun Allah’ın kanunları herkes için aynı. Zengin mütevazı yemeyi bilmeli, fakir de halinden şikâyet etmemeli.

Peki, az çeşit yersek vitamin eksikliği olmaz mı?

Vitamin ve mineral eksikliği olmaması için bağırsak sağlıklı olmalı. Sağlıklı olması için tıbbi ilaç ve antibiyotikler kullanılmamalı, çok çeşit yemek yenmemelidir. O zaman bağırsaktaki doğal mikroflora bütün vitamin ve gerekli maddeleri üretebilir.

İdeal oruç nasıl olmalı?

Ramazanda beslenme kurallarına dikkat etmek Ramazanı bereketli, huzurlu ve maneviyatlı geçirebilmek için çok önemlidir. Ramazanın yaz aylarına denk geldiği bu dönemde sahur erken iftar da geç vakitte edilmektedir. Bu nedenle Ramazanı aşağıda verilen programa uygun geçirmek faydalı olacaktır.

Sahurda, limonlu su içilmeli ve hurma yenmelidir. Hurma yerine kabuklarıyla birlikte incir yada herhangi meyve de yenebilir.

İftarda, önce su içilir, ardından tek çeşit meyve yenebilir. Meyve yedikten sonra akşam namazı kılınır ve iftara devam edilir. İftarda en fazla 2 çeşit yemek yenebilir, çorba ve salatayla yemek. Yemekten sonra su veya içecek içilmez. Çünkü içecek mide suyunu seyreltir ve hazım zayıflar. 2 saatten sonra yudum yudum su içilebilir, az şekerli taze kavrulmuş kahve de içilebilir.

Ramazanda zengin sofra ile sahur yaptıktan sonra uyumak hazımsızlığa sebep olur ve iştahı açar. Bu nedenle oruç zor geçer ve iftarda fazla yeme ihtiyacı doğar. Sahurda su içen ve hurma yiyenlerin orucu hafif ve kolay geçer.

Bunun dışında sahurdan sonra uyumayanlar sahurda hafif bir kahvaltı yapabilirler. Ancak bu durumda iftar da hafif geçirilmelidir. Hz. Muhammed (sav) bazen 3 aylar devamında sahur ve iftarda sadece su içer ve hurma yerdi. Bu orucun ne kadar etkili ve rahmetli olduğunu ramazanda 10-15 gün sahur ve iftarda sadece limonlu su içerek, hurmayı çörekotu ve zeytinyağına batırıp yiyerek tecrübe edebilirsiniz.

Bu oruç aynı zamanda kan üretimine ve özellikle HCT yükselmesine yardımcı olur.

Bizim geleneğimizde iftar sofrası zengin ve gösterişlidir. Hatta biz bunu ramazan bereketi olarak değerlendiririz. Çeşit artar, konuklara çok yemek yedirmeler başlar. İnsanlar ramazanda kilo alır, uyuklar. Kilo alınca sağlık kazanıldığı düşünülür.

Bugün insanlar orucun mahiyetini unuttuğu için bu söyledikleriniz oluyor. Tarihte de bunun örneklerini görmek mümkün. Osmanlının son dönemlerinde sünnete uygun yeme kuralları unutuldu ve sofralara birden fazla çeşit gelmeye, yemek ziyafet ve şenliğe dönüşmeye başladı. Bana göre, Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde imanın zayıflaması ve imparatorluğun çökmesinin sebeplerinden biri de sofralardaki bu değişimdi.

Her şeyin çöküşü sofradan başlıyor. Sağlığın, aklın, hayânın ve imanın çöküşü de. Çok yiyen, yediklerini hazım edemez. Hazım olmamış gıdaların metabolik atıkları vücutta birikir.  Kan damarlarını tıkar, beyinde kan ve sıvı dolaşımı yavaşlar,  nörolojik ve ruhsal problemler meydana gelir, kilo çoğalır. İnsan, kilo kazandıkça düşünce ve anlayış kabiliyetini ve aklı aynı oranda kaybeder. Akıl kaybını ise  haya ve imanın kaybı takip eder.

Ama Osmanlı sultanlarının hep kilolu oduğunu görüyoruz minyatürlerde.

Osmanlı sultanları çalışkanlardı, asla tembel değillerdi. Küçüklükten itibaren katı intizam, ölçülü beslenme, din ve bilim öğrenir; savaş oyunları oynar, at biner, kılıç kullanırlardı. Ancak resimlerde onlar da zevke – nefse düşkün gibi hep kilolu gösteriliyor.

Sultanların ömrü, Yıldırım Beyazıt gibi, at üzerine savaşlarda geçiriyordu. Böyle bir yaşam şekline sahip sultanlar nasıl kilolu olabilirler? Elbette kuru ve kaslı, geniş ve heybetliydiler. Biz onları resimlerde kilolu görmeye alıştık. Ama bu resimleri kim çiziyor, araştırmıyoruz.

Günümüze dönecek olursak bazı kilolular böbrek hastası olabilir. Onlar metabolik atıkları atamadıkları için yağda depolarlar.

Yani bazen kilo insanı hastalıklardan mı koruyor?

Evet kronik böbrek yetmesliği  için bu kurtarıcı bir faktördür.  Şişmanlık onları böbrek iflasından koruyor. Ancak dikkatli beslenen ve yaşayanlar, böbreklerini koruyan şuurlu kimseler bu durumda da şişmanlığa mahkum  değiller. Fakat bu durumda hipotiroid gelişmesi ve metabolizma yavaşlaması ile şişmanlıkdan artık kurtulmak çok zor.

Fakat Kan grubu B  olan insanlar tabiata bağlı olarak, balık etli olmaya meyilliler.

Aidin Salih

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER