Özbekistan Halk Hareketi

Kritik Dönem

Kritik Dönem
01 Haziran 2019 - 12:45 'de eklendi ve 302 kez görüntülendi.

Türkiye çok sıkıntılı bir dönemeçten geçiyor. Bir tarafta tırmanan PKK terörü, diğer tarafta Türkiye üzerinde her an baskı oluşturabilecek Suriye kantonları, bozulan ABD ile ilişkilerin ekonomi üzerinde etkileri, S-400 krizi, ABD’nin PKK’ya desteği, Ege’de gittikçe aleyhe dönen gelişmeler bu sıkıntıların bazıları…

Önümüzdeki günlerde bu sorunların daha da ağırlaşması mümkün.

Her sorunu dış güçlere bağlayarak sorumluluktan kurtulmak artık kolay değil. İnternet devrimi sokaktaki vatandaşa hükümetlerin politikalarını denetleme imkanı verdi. İnsanlar olayları artık dış kaynaklara uzanarak öğrenebiliyorlar.Necip Fazıl, yıllar önce bu ülkede milli bir devrimin Babıali’den -onun ifadesiyle Babıadi- başlaması gerektiğini yazmıştı. O günden bugüne köprülerin altından çok sular geçti. Ortaya ağ toplumu denilen bir toplum biçimi çıktı. İnsanlar önlerine sürülen bilgileri internet yoluyla kolayca farklı kaynaklara bakarak test edebiliyorlar.Yani toplumları aldatmak giderek zorlaşıyor. Nitekim,son seçimlerde ortaya çıkan tablo biraz da internet toplumunun etkisinden kaynaklanıyor. Farklı kaynaklara ulaşma imkanı, medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan ve her şeyi dış güçlere bağlayan algı biçimini yerle bir etti. Önümüzdeki ay ve yıllarda ağ toplumunun siyasi tercihleri belirlemede daha da etkili olabileceğini söyleyebiliriz.

Bu sıkışık duruma durup dururken gelinmedi. Bunların bir kısmı Türkiye’nin etki alanı dışında, tamamen dış kaynaklı gelişmeler. Ancak bu dış kaynaklı politikaların bir bölümü yine yanlış siyasetlerin tetiklediği gelişmeler. Diğer bir kısmı ise dışarısı ile alakası olmayan tamamen yanlış politikaların sonucu. Mesela içerisinde bulunduğumuz ekonomik krizin nedeni yanlış ekonomi yönetimidir. Esat’ı devirmeye odaklı Suriye politikası Esat’ı zayıflatınca yerini yerel otoritelerin daha açık bir ifade ile PYD’nin doldurmasına neden olmuştur. Esat’ı devirmenin Türkiye’ye kazandıracağı hiçbir şey olmamasına rağmen bu politikada ısrar edilmiştir. PYD Kantonlarının Akdeniz’e kadar uzanması halinde Türkiye’nin Arap ülkeleriyle olan bin yıllık sürekliliğinin ortadan kalkması tehlikesi mevcuttur. Bu çok ciddi bir tehdittir ve Türkiye2nin Ortadoğu politikalarının temelinden değişmesine neden olacaktır.

Daha kötüsü kırk yıldır süren teröre rağmen ortada tutarlı bir terör ve bölücülükle mücadele stratejisinin olmayışıdır. Dönüp dönüp aynı noktaya gelmek, özellikle terör örgütü üzerinde ciddi moral motivasyon takviyesine neden olmaktadır. 2005’te kapanan çözüm sürecinden sonra tekrar Öcalan’a örgüt ve toplumla münasebet kurma imkanının verilmesi tam bir politik iflastır.Hendek terörü Öcalan’ın çözüm sürecindeki yönlendirmeleri ile başladı ve yüzlerce insanımızın şahadetine neden oldu. Bu tutum terör sorunu karşısında devleti çaresiz göstermekten başka işe yaramaz.

Onca olaydan, badireden sonra bu ülkenin tutarlı bir politikasının olması gerekirdi ama yok.Önceki gün CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu, ana dilde eğitimin serbest bırakılmasını istedi. Bunu PKK yıllardır istiyor. Bu talep  siyasetin bu kadar vahim bir konuda bile çözüm geliştiremediğini gösteriyor. Başta PKK olmak üzere bütün ayrılıkçı örgütler de ana dilde eğitim istiyor. Bazıları sanıyor ki bununla her şey bitecek. Halbuki öyle değil. Irak’ta 1920’lerdeki İngiliz işgalinden beri Kürtçe eğitim var Ama bu neyi çözmüştür?  Kürtçe eğitim  var diye Barzaniler tatmin mi olmuştur?Hayır! Oturup kafa yormak yerine PKK’nın ne istediğine bakarak politika oluşturmak bizi PKK’nın gitmek istediği yerden başka bir yere götürmez. Daha dikkatli, daha şeffaf, daha çok aklın iştiraki ile oluşturulmuş politikalara ihtiyacımız var. Yoksa daha çok bedel öderiz.

Ahmet Rauf Akay
Kaynak: enpolitik.com
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER